Elif zilan

Elif zilan
Per aspera ad astra…
Keşke "deliliğin" perdesi ardındaki canımın istediği şeyi yapabilseydim. O vakit çiçekleri düzenlerdim tüm gün. Resmini çizerdim acının, aşkın ve duyarlılığın. Diğerlerinin aptallığına canımın istediği kadar gülerdim ve derlerdi ki; "zavallı şey delirmiş!" (Her şeyden öte kendi aptallığıma gülerdim) tüm dünyalarla anlaşma içinde olacak,içinde yaşadığım kendi dünyamı inşa ederdim. Yaşadığım gün ya da saat ya da dakika benim ve diğer herkesin olurdu. Benim deliliğim "gerçeklik " ten kaçmak olmazdı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben bir akarsuyum, nehirim,akan bir kaynağım, denizim kendisiyim. Onun tüm yağmurlu çıkarımlarıyım. Ve sen,o paslı pusulanla,ne bilirsin ki aşkı?
“...Bedenim beni bırakacak. Oysa ben hep o bedenin kurbanı olmuşumdur; biraz asi de olsa bir kurban işte. Biliyorum aslında birbirimizi yok edeceğiz, böylece mücadele sonunda ortaya hiçbir galip çıkmayacak. Düşüncenin sırf hasar görmemiş olmasından ötürü, tenden oluşan öteki maddeden kopabileceğini düşünmek ne hoş bir yanılsama...
Seni kendi derdimden daha çok seviyorum ve sen beni aynı şekilde sevmiyor olsan bile,beni yine de seviyorsun,değil mi? Ve eğer sevmiyorsan da,her zaman seviyor olduğunun umudunu taşıyacağım ve bununla tatmin olacağım.Beni birazcık sev.Sana tapıyorum.
"Kafelerde" saatlerce otururlar değerli arkalarını ısıtarak ve sürekli " kültürden", "sanattan" ve "devrimden" durmadan konuşarak ve falan filan vesaire ; kendilerini dünyanın tanrıları olarak düşünürler, en fantastik saçmalıkları düşünürler ve havayı teorilerle ve asla gerçekleşmeyecek teorilerle zehirlerler.