Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Allah der ki: Kimi benden çok seversen onu senden alırım ve ekler:
Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer gölge veren ağaçların dalları kurur sabır taşar. Canından saydığın yar bile bir gün el olur.
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dostun olur.
Öyle garip bir dünya, olmaz dediğin ne varsa olur.
Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya! Öldüm der durur yine de yaşarsın...
Adamın biri uzaklarda bir köye gitmek üzere yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş. Sonunda bir ormana varmış. Ormanın içinden geçerken bir aslana rast gelmiş. Aslanı görünce korkuya kapılan adam can havliyle kaçmaya başlamış. Kan ter içinde koşarken bir kuyuya düşüvermiş. Kuyunun duvarlarına sürtünerek aşağı inerken çatlaktan taşmış bir ağaç dalını yakalayıp tutunmuş. Tam rahat nefes alacak aşağıya bakınca bir de ne görsün, kocaman bir ejderha kuyunun dibinde ağzını açmış bekliyor. Aslan da kuyunun ağzında durmuş adamın ölümü nöbetini tutuyor adeta. Bütün bunlar yetmezmiş gibi tutunduğu dala 2 fare dadanmaz mı ? Biri siyah diğeri beyaz renkli iki fare adamın tutunduğu dalı kemirmeye başlamış. Yukarıda aslan, aşağıda ejderha, tutunduğu dalın üzerinde biri beyaz diğeri siyah iki fare... adam ne yapacağını bilemez halde beklerken ağacın dalından bir damla bal damlamış ağzına. Sence adam ağzına damlayan baldan tat alabilir mi? Aslında insanın dünya aleminde yaşadığı deneyim de buna benzer biraz. Aslan azraildir bu hikayede, hep peşindedir insanın. Ne zaman pençesini atıp avını kapacağı belli değildir. Kuyunun dibi ise ölüm, her canlının varacağı nihai sonudur. Peki biri siyah bir diğeri beyaz fare nedir? Zamandır... Bir siyah kemirir ömrünü bir beyaz, bir gece gelir alır kalan zamanından bir de gündüz. Hep o ağacın dalında duracağını sanır insan ama gece ve gündüz her gün kemirir ömründen. Yani insan bulunduğu durumun farkında olsa dünyadaki geçici heveslerden lezzet almamaya başlar. Her insan kuyudaki adamın yaşadığını yaşıyordu aslında. Farkına varmıyorduk, varmadığımız için de dilimize düşen lezzetlere afiyetle bağlanıp kalıyorduk. Oysaki ölüm kovalar her an ve her insanın gideceği bir son vardır. Üstelik gece ile gündüz de eksiltirken ömürden içinde bulunduğumuz hali