Başında Enver Hoca yoldaşın bulunduğu AEP ve diğer Marksist-Leninist parti ve örgütler, modern revizyonizmin bir diğer varyantı olan Mao Zedung Düşüncesi'nin ve Çin revizyonizminin saptırıcı ve yozlaştıncı etkilerine ve uluslarası komünist hareket içinde yarattığı dalgalanmalara karşın, Marksizm-Leninizmin ilkelerini kararlılıkla savunmak suretiyle büyük bir tarihsel görevi yerine getirmişlerdir. Başında AEP'nin yer aldığı uluslararası komünist hareket, Marks, Engels, Lenin'in ve Stalin'in bilimsel ve devrimci teorisini, Lenin'in ve Stalin'in, SBKP'nin, Komintern'in ve Kominform'un görkemli devrimci pratiğini sürdürerek, Yugoslav revizyonizmine, Sovyet modern revizyonizmine, Avrokomünizme Çin revizyonizmine, Troçkizme ve diğer anti-Marksist akım ve eğilimlere karşı kararlı bir ideolojik savaşı yürüttü.
“Gitmeyin, yoğun kar yağışı bekleniyor. Sonra başınıza bir iş gelmesin!”dedi evin hanımı. Baba çok bilmiş tavrıyla cevabı yetiştirdi hemen.“Hangi çağda yaşıyoruz hanım, bunca teknoloji, bunca alet-edevat varken İstanbul’da başımıza ne gelebilir ki? Biraz kar yağsa ne olur? Dost meclisine gidiyoruz bir kere. En kötü ihtimalle arkadaşlarda, bilemedin yakın bir otelde kalırız, olur biter.”“Siz yine de dikkatli olun, ha bir de çok içmeyin. Bu havada aracı o şekilde kullanmak akıllıca olmaz.”diye ekledi kadın. Kocasının cevabı gecikmedi yine:“Babaannem gibi konuşmayı bırakır mısın lütfen. Tadımızı kaçırma. Üstü başı bir iki kadeh tokuşturacağız oğlumla. Bütün zengin çevre orada olacak. Çocuğun gözü açılsın biraz. Tanısın çevresindeki iş insanlarını. Yerime geçince ihtiyacı olacak.”Evin hanımı sözü uzatmak istemedi. Kocasına laf anlatamayacağını biliyordu. Yıllardır hiç değişmemişti huyu. Hep bildiğini okur, karşısındakini daima küçümserdi. Yetişme tarzından dolayı, kendi yanlış fikirlerini başkasının doğrularından evla görürdü.“Bir gün düzelir belki”diye sabretmiş ve gizli gizli yakarmıştı Rabbine. Biliyordu ki dualarını açıktan yapsa, kocası ona da müsaade etmezdi. Kibirliydi adam, dine karşı mesafeliydi. Nuh der; peygamber demezdi.Arabaya binip çıktılar nihayet. Kar, onların hareket saatini bekliyormuş gibi ilk tanelerini serpiştirmeye başladı. Gökyüzü farklıydı bugün. Yer yer aydınlık sızdıran sarmal bulutlar giderek örtüyordu her yeri. Haşin ve tehditkârdı manzara. Boğazı yutan sis deryası, nehir gibi akıyordu ara sokaklara doğru. Gökten gazap ve kasavet iniyordu sanki.
__Beyaz taneler hızını arttırıyordu peyderpey. Yağış yoğunlaştıkça dışarıdaki hayat yavaşlıyordu. Çok geçmeden değişmeye başladı şehrin
İbnu's Semmak (rahimehullah) dedi ki:Farzet ki dünya ve onun bir misli senin elinde, doğu ve batı da sana geliyorlar.Fakat ölüm sana geldiği zaman elinde ne kalır?