"Ben böyleyimdir işte, rüzgar adamıyımdır, yolda yürürken sürtünmeye ve esmeye ihtiyacım vardır, tıpkı konuşurken ansızın havayı ısırarak bağırmaya ihtiyacım olduğu gibi. Kentte rüzgar çıkıp renksiz bir yangının alevleri gibi semt semt yayılmaya başladığında, kent bir kitap gibi açılır önümde, yoldan geçen herkesi tanıyormuşum gibi gelir, kızlara, bisikletçilere "Hey!" diye seslenmek, yüksek sesle düşünmek, el kol hareketleriyle konuşmak isterim."