Zamanı durdurabileceğimizi zannederiz. Oysa zamanı durduramayız. Durdurmamalıyız da zaten. Bilgelik ve tecrübe insanı olduğundan farklı birine dönüştüremez. Dönüştüren tek şey sevgidir.
İnsan hayatını seçemiyor: Hayat insanı seçiyor. Hayatta payına mutlulukların mı, mutsuzlukların mı düşeceğini bilmek mümkün değil. Kabul edip yola devam etmek gerek.
Gece olup bakışları üzerimde hissetmediğimde her şeyden korku duyuyorum: yaşamdan, ölümden, sevgiden ve sevgi eksikliğinden, bütün yeniliklerin alışkanlığa dönüşmesinden, hayatımın en parlak yıllarını ölümüme dek tekrarlanacak bir rutine bağlayarak kaybettiğim duygusundan, ne kadar heyecan verici ve macera dolu görünse de bilinmeyenle yüzleşmenin yarattığı telaştan.
Hayat sandığımdan daha değişkenmiş. Uzun bir zaman üzüntülü geçtikten sonra mutlu da olabiliyormuş hayat. Ya biri ya öbürü olmak zorunda değilmiş, “kişilik” adı verilen bir yolu tutturup sonuna kadar gitmiyormuş.