Hayat sandığımdan daha değişkenmiş. Uzun bir zaman üzüntülü geçtikten sonra mutlu da olabiliyormuş hayat. Ya biri ya öbürü olmak zorunda değilmiş, “kişilik” adı verilen bir yolu tutturup sonuna kadar gitmiyormuş.
Yine de bir şeyi sevebilmek, hiçbir şey sevmemekten, birini sevebilmek hiç kimseyi sevmemekten iyidir; işte burdayım, bu dünyada yaşıyorum ve bir anlığına bile keşke yaşamasaydım demiyorum. Bu da bir armağan bir lütuf değil mi, çok önemli bir şey sayılmaz mı?
İnsanlara iyilik yaptıklarında duyduğumuz sevgi, hata işlediklerinde duyduğumuz nefrete kıyasla öyle küçük ki, en kolayı hiçbir şey yapmamak, hiçbir şey söylememek ve hiç kimseyi sevmemek oluyor.
İşte yine her şeyin ortasında, dünyanın hali ortadayken, soyumuzun tükenmesi olasılığı ile karşı karşıyayken oturmuş seks ve arkadaşlık hakkında bir e-posta yazıyorum. Uğruna yaşayacak başka ne var?