Hissetmiş olduğum o titremenin ne olduğunu anlamıştım; yanılmama imkan yoktu. İster onbeş isterse elli yaşında olsun, ister basit tabakadan isterse kibar sınıfından olsun bu titreme bir kadının aşk titremesiydi ki doğrudan doğruya kalbime etki ediyor ve onu anlamakta kesinlikle yanılmıyordum.
Oysa Atatürk Anadolu kültürüne, halk sanatına, halk müziğine son derece sahip çıkmış bir insandı; Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ,Dadaloğlu hep Cumhuriyetle birlikte birlikte öne çıktı.
Milli çalgımız diyoruz ama Osmanlı sarayında altı yüzyıl boyunca hiç Saz olmadı, bu sadece halkın caldigi bir alet oldu, özellikle de Aleviler arasında kullanıldı.
Anadolu türküleri, özünde, Osmanlı’nın zulmüne karşı sürekli başkaldırışınifadesidir, ajitasyon ve propaganda aracıdır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun istilacı Siyaseti ve baskı yönetimi, sanıldığının aksine, en çok Anadolu halkını ezmiş, sürekli olarak Türk dilini, kültürünü müziğini aşağılamıştır.