Ehraoney

Daha iyi olabilecek bir kitap
6/10
·239 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
Bu kitap hakkında genel düşüncem şu oldu: Kitap kötü değil, hatta çıktığı döneme göre baya önemli bir iş yapmış. Özellikle bağlanma teorisini akademik bir konu olmaktan çıkarıp insanların günlük ilişki deneyimleriyle bağdaştırabilmesini sağlamış. Bugün internette bu kadar “kaygılı bağlanma”, “kaçıngan bağlanma” konuşuluyorsa bunda bu kitabın etkisi büyük bence. Ama benim için çok yeni şeyler katan bir kitap olmadı çünkü zaten az çok hâkim olduğum bir konuyu anlatıyordu. En çok zorlandığım şey ise aynı fikirlerin sürekli farklı örneklerle tekrar edilmesi oldu. Tamam, bu anlatımı daha kolay anlaşılır yapıyor ama bir noktadan sonra gerçekten bayıyor. Açıkçası kitap bu kadar uzun olmak zorunda değilmiş. 250 sayfa yerine 100-150 sayfa olsa aynı etkiyi yine verebilirmiş gibi geldi bana. Bir diğer rahatsız olduğum nokta da kitabın kaygılı bağlanmaya daha anlayışlı yaklaşırken kaçıngan bağlanmayı daha problemli göstermesiydi. Kaçıngan bağlanmaya sahip biri olarak bunu biraz tek taraflı buldum. Kaygılı tarafın yaşadığı duygular daha görünür anlatılırken, kaçınganların neden böyle davrandığı çok derin işlenmemiş gibi geldi. Bir de kitap bazen ilişkilerdeki her şeyi sadece bağlanma türleriyle açıklıyormuş gibi hissettirdi. Halbuki ilişkileri etkileyen başka birçok şey de var: kişilik, iletişim şekli, hayat koşulları, geçmiş deneyimler gibi. Kitap bunlara bence yeterince değinmiyor. Yine de çıktığı yılı düşününce kesinlikle etkili ve önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sadece bana göre biraz fazla genelleme yapan ve gereğinden uzun bir kitaptı.
Alıntı
BağlanmaAmir Levine · Aganta Kitap · 20186bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·280 syf.··
2025 11. kitabı
Tek yapması gereken geceyi atlatmaktı… Tıp öğrencisi Amy, kilitli psikiyatri ünitesi D Koğuşu’nda gece nöbeti tutmak zorundaydı. Fakat bu izole koğuşta geçireceği gecenin, hayatını kâbusa çevireceğinden habersizdi. Henüz bilmese de unutmak için çok mücadele ettiği geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktı. Gece başladı. Geri sayım da öyle. Saatler ilerledikçe Amy, bu sıkı güvenlikli kapılarla korunan koğuşta korkunç şeyler olduğunu fark edecekti. Hastalar ve personel geride hiç iz bırakmadan sırra kadem basmaya başladığındaysa ünitedeki herkesin korkunç bir tehlike altında olduğuna şüphesi kalmayacaktı. Başından beri geceyi D Koğuşu’nda geçirmek istemeyen Amy, artık oradan sağ çıkamayacağına emindi. Bu kitap, yazarın daha önce okuduğum sakın yalan söyleme adlı kitabından sonra ikinci kitabım oldu. Ne yazık ki henüz hizmetçi serisini okuyamadım. Ancak yazar beni hayal kırıklığına uğratmadı ve sürekli şaşırtmaya devam etti. Roman, günümüz ile sekiz yıl öncesi arasında gidip gelen bölümlerden oluşuyor. Bölümlerin kısa olması, okumayı çok daha akıcı ve rahat hale getirmiş. Yazar, gizemi korumak adına zaman zaman kelime ve cümle tekrarlarına düşse de bu durum genel olarak rahatsız edici değildi. Finali ise beni gerçekten tatmin etti. Uzun zamandır bir kitabın sonunu bu kadar beğenmemiştim, her ne kadar beğenmeyen birçok kişi olsa da. Normalde kilitli oda tarzı hikayeleri çok tercih etmem, hatta bunlar bana biraz bunaltıcı gelir. Ancak bu kitapta, merak ve gerilim duygusu o kadar yoğundu ki beni rahatsız eden yönlerine odaklanamadım. Hikâyede bağlandığım özel bir karakter olmasa da, olay örgüsünün sürükleyiciliği sayesinde bu eksiklik beni rahatsız etmedi. Karakterlerin biraz daha derinlemesine işlenebileceğini düşünsem de, genel olarak kitabın anlatımı ve kurgusu o kadar
1000Kitap
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,633 okunma
Okumaya Değer
9/10
·480 syf.··
2024 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 20:08
Bir ölümle başladı her şey. Bir başka ölüm onu izledi. Ve bir diğeri… Roman, küçük bir kasabada geçen seri cinayetler zincirini hem katilin hem de Noa adında bir karakterin bakış açısından anlatıyor. Bu anlatım kitabı daha akıcı yapmış çünkü tek bir bakış açısıyla sınırlı kalınmış olsaydı, hikaye monoton ve sıkıcı bir hal alabilirdi. Genel olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim ancak daha iyi olabilecek kısımları vardı. Öncelikle, küçük bir kasaba olmasına rağmen polis teşkilatının olaylara müdahalede daha aktif olması gerekirdi. Kitapta, Londra’dan bir dedektifin getirildiği belirtilmesine rağmen, bu karakter ve diğer polisler yeterince aktif bir rol oynamıyor. Ayrıca, karakterlerin cinayetlere verdikleri duygusal tepkiler yetersizdi. Yakın arkadaşlarının ölümü karşısında karakterlerin daha derin bir üzüntü ya da şok yaşamalarını beklerdim. Katil, bu durumu kasabaya ve onun halkına bağlıyor ancak her ne kadar da öyle dese daha fazla duygusallığın olması gerektiğini düşünüyorum. Katilin bakış açısından anlatılan ölüm sahneleri, genel olarak iyi kurgulanmış olsa da, bazı sahnelerde detay eksikliği vardı. Özellikle ikinci cinayet sahnesi, ayrıntılı betimlemeleriyle göze çarparken, diğer sahnelerde yazar bebekler ve kırmızı ip gibi önemli unsurlara yeterince değinmiyor. Kitabın sonu, beklentilerimi tam anlamıyla karşılamadı. Ancak, serinin bir sonraki kitabında yazarın hikayeyi daha mantıklı ve detaylı bir şekilde işleyerek eksiklikleri gidereceğini umuyorum. Sonuç olarak, roman akıcı bir dille yazılmış ve sürekli merak uyandırmayı başarıyor . Yukarıda bahsettiğim eksikliklere rağmen, bu durum okumayı olumsuz etkilemiyor. Bu tür gerilim ve psikolojik unsurlarla dolu hikayeleri seven okurlar için kitabı kesinlikle önerebilirim. Oyuncak Müzesi Emre Gül
1000Kitap
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,774 okunma
Puanını haketmiyor
5/10
·448 syf.··
2024 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2024 01:03
Denizler dalgalanacak, akıp gidecek önümüzden. Gökyüzü başımızın üzerinden dökülüyor gibi olacak, Yüzümüze düşen yıldızları sayacağız.  Ya da belki bizi bekleyen günler, Yıldızlarımızın gölgelerin arasında yitip gideceği kadar karanlık, O gölgeleri dostumuz bileceğimiz kadar çaresiz olacak. Bu kitap, boş zamanlarda okunabilecek bir kitap olmasına rağmen, kesinlikle 1000Kitap'taki puanını hak ettiğini düşünmüyorum. Öncelikle, olaylarla ilgili hala aklımda yerine oturmamış ve cevaplanmamış bazı kısımlar var. Ayrıca, kitabın yazımı da beni biraz rahatsız etti. İlk sayfalarda cümleler daha devrik ve şiirsel bir şekilde ilerlerken, kitabın ilerleyen kısımlarında bu üslup değişiyor. Yazar, bazı şeylerin önemli olduğunu vurgulamak amacıyla olsa da, sürekli aynı cümleleri tekrarlıyor ve aynı konulara değiniyor. Bu durum, hem mesaj vermeye çalışırken hem de kurguyu ilerletirken okura tekrara düşmüş hissi veriyor. Karakterlere gelecek olursak, ben şahsen karakterler arasındaki söylenen derin bağı hissedemedim. Aralarında bu kadar derin bir bağ kurulmak isteniyorsa, biraz daha yaşanmışlık eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kitap, fantastik açıdan kesinlikle eksik; bu nedenle kitabı, daha çok romantik kitap okumayı sevenlere öneriyorum. Beni özellikle rahatsız eden bir şey, "savaş" olarak bahsedilen durumu yazarın hiç anlatmaması. Bu "savaş" kelimesinin, aslında oradaki durum için fazla iddialı olduğunu ve olsa olsa bir tartışma olacağını düşünüyorum. Kitabın konusu ilgi çekici, bu yüzden bir şans verilebilir. Ancak bilimsel açıklamalar kesinlikle çok yetersizdi. Yazarın yaşı göz önüne alındığında iyi bir iş çıkardığını söylemek mümkün. Kitabın sonunu beğenmeyenler olmuş, ancak benim en çok beğendiğim kısım finaliydi. Ne olacağı zaten belliydi ama klişelerden farklı bir
1000Kitap
OrionAlmina Taner · Martı Yayınları · 20212,230 okunma
5/10
·544 syf.··
2024 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 02:00
Yaklaş küçük kız… Yansımanı çalanlar seni bulacak. Saklan… Saklan… Saklan… İmparatorluğun kalbindeki yozlaşmış sır seni ele geçirecek. Diyar seni arıyor… Aynalar seni hapsettiğinde ona itaat et. Yozlaşmış Harabeler onu bekliyor. Kitap hakkında birçok olumlu yoruma denk gelmiştim, bu yüzden beklentim oldukça yüksekti. Ancak maalesef hayal kırıklığına uğradım. Kitap, yaklaşık son 100 sayfası hariç, benim için okuması zor bir deneyimdi. Ne kadar çabalasam da karakterlerle bir bağ kurmayı başaramadım, çünkü neredeyse her karakter sürekli olabilecek en kötü ve en mantıksız seçenekleri seçiyor gibi görünüyordu. Kitabın sonu gerçekten beklemediğim bir şekilde bitti, ancak biraz zorlama hissettirdi. Aslında, kitap boyunca olaylar genel olarak zorlama bir şekilde ilerliyor gibiydi; yazar sanki, "Buraya bir olay lazım," diyerek, daha önce anlattıklarını hiçe sayıyor ve yeni bir kural koyuyor gibi geldi. Hikayede bazı boşluklar vardı ve yazarın bu boşlukları dolduracağını düşündüğüm her an, hikayeye yeni bir tutarsızlık ekleniyordu. Bildiğim kadarıyla, bu kitap yazarın ilk fantastik romanı; her şeye rağmen, ilk denemesi için yarattığı evrenin kötü olmadığını düşünüyorum. Eminim bu kitabı sevecek birçok insan vardır, ama bana fazla hitap etmedi. Kitap, olay örgüsündeki boşluklara çok takılmayan ve olaylardan ziyade karakterlere odaklanan okuyucular için uygun olabilir. Yozlaşmış Harabeler Emre Gül
1000Kitap
Yozlaşmış HarabelerEmre Gül · Ren Kitap · 2023559 okunma