Bu topraklarda yaşamama rağmen, üstelik bu adamın köyüne çok da uzak olmayan bir yerde, Urfa’da görev yapmama rağmen ona yabancı olmam. Ama bu yabancılık, anlattıklarımı yadırgadığım için değil, onun azizinin yerine bir ermişi koyarak benzer hikâyeleri, benzer hikayeleri bir Müslüman köyünde de dinleyebilirim. Sanırım beni şaşkınlığa boğan Hıristiyanlık düşüncesinin bu kadar içimizde oluşu, bu kadar bizden oluşu ve benim bu gerçeğin farkında olmayışım.
İyilik yaparsan cennet, kötülük yaparsan cehennem. En cahil insanın bile anlayacağı kadar basit. Basit olduğu kadar da etkili. Belki de din, bu yüzden hep insanoğlunun ihtiyaç duyacağı bir kurum.
"Yasa ile adaletin aynı sey olmadığını biliyorum. Yasalar, adaleti korumak için varsa da çoğu zaman başarılı olamadıklarını da biliyorum. Daha doğrusu, böyle olmadığını her gün yaşayarak ögreniyorum. Çünkü mükemmel yasa yok. Belki de bu yüzden yasalar sürekli değişip duruyor. Belki hep değişecek. Sanırım adalet, vicdanımız ile yasa arasında bir yerde duruyor. Bu nedenle yasa, adaleti sağlamakta tek başına yeterli olamaz. Ama adaleti sağlamak için yasalara inanmaktan başka da çaremiz yok."