Ahmet Ümit, "Kavim" adlı polisiye romanıyla karşımızda... Öncelikle yazarı tebrik etmek isterim, çünkü bu kurgusuna titizlikle hazırlanmış. Dini motiflerin direkt cinayete dahil olduğu bir kurgu, yazarımız bunun hakkını başarıyla vermiş. Süryanilik ve Hristiyanlık mezhepleri, bu polisiye romanın baş motifleri halinde yer alıyor. Ahmet Ümit, bu derinlemesine incelemesiyle yüzyıllardır Anadolu'nun kapılarını açtığı Hristiyan, Süryani, Nusayri, Rum, Kürt medeniyetleri hakkında önemli bölümler paylaşıyor. Yani romanda, sürükleyici kurgunun yanında doyurucu bilgiler de öğreniyoruz. Romanın bir diğer özelliği ise, Ahmet Ümit'in romanındaki insanlar ve toplum hakkında paylaştığı psikolojik tahlilleri. Bu tahliller, adeta romanı tatlandıran baharatlar oluyor ve okumayı daha keyifli kılıyor. Ahmet Ümit'in okura asıl sorgulatmak istediği konu ise 'adalet' kavramı... Yazarımız hem devlet yönünden adaleti hem de bireysel anlamda kişilerin adalet anlayışını okura sorgulatmayı amaçlıyor. İnanç ve adalet kavramları, bu romanda Ahmet Ümit'in temel silahları olarak karşımıza çıkıyor. Oldukça sürükleyici, bilgi açısından doyurucu, yalın bir üsluba sahip ve kaçma-kovalama yerine daha oturmuş bir roman sizleri beklemekte...
Yusuf Akdağ'ın ölümü, Başkomiser Nevzat ve ekibini harekete geçirir. Ancak ekip, çok farklı bir cinayet mahali ile karşılaşır. Göğse saplanmış haç şeklinde bir bıçak, ölü bir kurban, onun yanında açık bırakılmış ve bazı satırları maktülün kanıyla çizilmiş kutsal bir kitap... İşin içine dini öğelerin girmesiyle birlikte Başkomiser Nevzat, ekibindeki Ali ve Zeynep ile birlikte hummalı bir çalışma içine girer. Eldeki veriler ve kurbanın özel hayatı başta onları yanlış kişilere yönlendirir. Bu esnada cinayet masası, kutsal kitaplar konusunda bilgili akademisyen Can'dan da