Öyle sevdalılar vardır ki her şeyi parçalarına ayırıp, içinden istediklerini seçerler, sonra onları yanyana koyup birleştirirler, böylece o şeylere gerçekte varolmayan bir bütünlük vererek, bir sahneden, ya da bir insan topluluğundan hâlâ insanı düşündüren ve sevdalandıran o derli toplu bütünlerden birini yaratırlar.
Yoksul bir çocuğun İngiltere'de, büyük ya- zınsal yapıtları doğuran zihinsel özgürlüğe kavuşma bağımsızlığını elde etmekte ancak Atinalı bir kölenin oğlundan biraz daha fazla umudu vardı."
Iki cinsin birbirine karşı kışkırtılması, üstünlük id-dialarının ve zayıflığın bir tarafın üstüne yıkılması, insanlığın taraflara bölünmüş olduğu ve bir tarafın öbürünü yenmesi gerektiği gibi konular, kürsüye çıkıp başöğretmenin elinden süslü püslü bir kupa almanın çok önemli olduğu özel ortaokul aşamasına aittir. İnsanlar olgunlaştıkça "taraflara", başöğretmenlere ve süslü pūslü kupalara inanmayı bırakırlar.
Övgü ve yergi, her ikisi de bir anlam taşımazlar. Hayır, bir değerlendirme yapmak, zamanın hoş geçmesini sağlamakla birlikte, tüm uğraşların en gereksizidir ve de-ğerlendirine yapanların dediklerine boyun eğmek tutumların en onursuzudur. Yazmak istediklerinizi yazdığınız sürece önemli olan tek şey budur, bunun yüzyıllarca mi yoksa yalnızca saatlerce mi önemli kalacağını kimse söyleyemez. Ama kafanızda yarattığınız dünyanın tek bir telini, elinde gümüş bir kupa tutan başöğretmenin ya da bir ölçü cetveli tutan profesörün sözüne uymak için gözden çıkarmak en aşağılık ihanettir ve eskiden insanların başına gelebilecek en büyük felaketler arasında sayılan bekaretin ve servetin gözden çıkarılması bunun yanında yalnızça bir pire ısırığı gibi kalır.
Cinsiyetini düşünmek yazı yazan herkes için öldürücü olacak, diye düşündüm. Katışıksız ve basit bir biçimde kadın ve erkek olmak öldürücüdür, kişi erkeksi-kadın ya da kadınsı-erkek olmalıdır.
Erkeğin aklında, erkek kadına baskın çıkıyor, kadınınkindeyse, kadın erkeğe baskın çıkıyor. Her ikisi bir arada uyum ve tinsel işbirliği içinde yaşarlarsa normal ve rahat bir ruh hali ortaya çıkar. Kişi erkekse, aklının kadın olan bölümü de etken olmalıdır ve bir kadın da aynı ölçüde içindeki erkekle ilişkide bulunmalıdır. Belki de Coleridge üstün bir aklın çifte cinsiyetli olduğunu söylerken bunu kastetmişti. Ancak bu iç içe geçme gerçekleştirilirse akıl tam anlamıyla verimli olabilir ve tüm gücünü kullanabilir. Belki de katışıksız eril olan bir zihin, yine katışıksız dişil olan bir zihin gibi, yaratıcı olamaz.