Özge Ertaş

Özge Ertaş
@Ejma
Örneğin erkeklerin yazında, başka erkeklerin, askerlerin, düşünürlerin, hayalperestlerin arkadaşı değil de, yalnızca kadınların aşığı olarak gösterildiklerini varsayalım; Shakespe- are'in oyunlarında onlara ne denli az bir yer ayrılırdı, yazın bunun acısını nasıl da çekerdi. Hadi Othello bir zarar görmezdi diyelim, Anthonius da idare ederdi, ama Cesar, Bru- tus, Hamlet, Lear ya da Jacques olmasaydı, yazın inanılmaz ölçüde yoksullaşırdı ve yazın gerçekten de kadınların yüzüne kapanan kapılar yüzünden bizim ölçebileceğimizin çok ötesinde yoksullaştırılmıştır. İstemeden evlendirilen, bir odaya kapatılan ve tek bir işe mahkûm edilen kadınları bir oyun yazarı nasıl olup da eksiksiz ya da ilginç ya da doğru biçimde anlatabilirdi? Tek yorumcu aşktı. Ozan kadınlardan nefret etmeyi seçmedikçe, ki bu çoğunlukla onların gözünde çekici olmadığının belirtisiydi, ya ateşli ya da kırgın olmak zorundaydı. Eğer artık Chloë, Olivia'dan hoşlanıyorsa ve
Reklam
kurmaca yazının tüm önemli kadınlarının, yalnızca karşı cins tarafından görülmekle kalmayıp yine karşı cinsle ilişkileri içinde görüldüğünü düşünmek yadırgatıcıdır. Aslında bu bir kadının yaşamının ne denli küçük bir parçasıdır ve buna, cinselliğin burnunun üzerine kondurduğu kara ya da pembe gözlüklerle bakan bir erkek bu konuda ne kadar az şey bilebilir. Belki de kurmaca yazındaki kadınların garip yaradılışlarının, güzelliklerinin ve korkunçluklarının, aşırılıklarının, cennetlik iyilik ve cehennemlik kötülük arasında gidip gelmelerinin -bu böyledir çünkü bir aşık, kabarıp sönen aşkına, mutlu ya da mutsuz oluşuna göre onları öyle ya da böyle görür- nedeni budur.
sanatçının ruhunun ve kafasının, içindeki yapıtı eksiksiz ve olduğu gibi açığa çıkaracak o mucizeye yaklaşan büyük çabayı ortaya serebilmesi için Shakespeare'in aklı ve ruhu gibi berrak, uyum içinde olması gereklidir. İçinde bir tek engel, bir tek öğütülmemiş yabancı madde olmamalıdır.
"Ve o sınırı aşabilecek, adını duyduğum ama hiç görmedigim yaşam dolu yerlere, hareketli dünyaya, kentlere dek uzanacak bir görebilme gücünün özlemini hissettim. Sahip olduğumdan daha çok deneyimim olmasını arzuladım; şu yakın çevremde tanışabileceğimden daha farklı kişilerle tanışmayı, benzerlerimle daha çok ilişkiye girmeyi istedim. Mrs. Fairfax ve Adèle'nin iyiliklerinin değerini biliyordum ama daha farklı, daha canlı iyilik çeşitlerinin varolduğuna inanıyordum ve bütün bu inandığım şeyleri de görmek istiyordum.Beni kim suçlayabilir? Kuşkusuz birçokları ve bana doyumsuz diyeceklerdir. Elimde değildi; yerinde duramamazlık benim yaradılışında vardı; kimi zaman acı çektirecek ölçüde beni kışkırtıyordu...
Erkeklerin güçlükle katlandıkları dünyanın aldırmazlığı, kadınların durumunda aldırmazlık değil düşmanlıktı. Dünya erkeğe dediği gibi kadına da istersen yaz, beni hiç ilgilendirmiyor demiyordu. Dünya kaba bir kahkahayla, yazmak mı diyordu. Yazmak senin neyine?
Reklam