Bunun sonucunda ortaya son derece garip ve karmaşık bir yaratık çıkıyor. Düşsel planda kadın son derece önemlidir, gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar, tarihte hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder, gerçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesidir. Kurmaca yazında en esin dolu sözler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülür, günlük ya şamda hemen hemen hiç okuyup yazamaz ve kocasının malıdır.
Paraya ve güce sahiptiler, ama karşılığında göğüslerinde, durmaksızın ciğer- lerini gagalayıp paralayan bir kartal, bir akbaba beslemişlerdi; sahip olma içgüdüsü, elde etme hırsı ile sürekli başkalarının tarlalarına ve mallarına göz dikmiş, hudut ve bayraklar oluşturmuş, savaş gemileri ve zehirli gazı yaratmış, kendilerinin ve çocuklarının canını ortaya koymuşlardı.
Çünkü kadın gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar, yaşam karşısındaki uyumluluğu yok olur. Erkek sabah kahvaltısında ve akşam yemeğinde kendini gerçek boyutlarının en az iki katında göremezse, kararlar vermeyi, yerlileri uygarlaştırmayı, yasalar koymayı, kitaplar yazmayı, özenle giyinip yemekli toplantılarda konuşmalar yapmayı nasıl sürdürecektir?