Özge Ertaş

Özge Ertaş
@Ejma
33 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı

Özge Ertaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2025 8. kitabı
Gordon Childe
7.7/10 · 198 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bütün yeşillikler burada yetmiş derecelik bir açıyla eğilirlerdi. Rüzgârın daha neredeyse tohumken üfürüp eğdiği bu ağaçların tek amaçları vardı: İmkânsızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat yaşamak.
Dünya enerji saçıyor, yeni fışkıran yeşilliklerin tatlı kokusu her yana yayılıyordu. Renkler, olağanüstü renkler! Unuttuğum, bilinçaltına ittiğim bir şeydi renkler. Son olarak doğa ile ne zaman böylesine baş başa kalmıştım hatırlamıyorum. Bir zamanlar, hem de çok uzak olmayan bir zamanlar, hayatım bambaşkaydı. Küçük bir oğlan çocuğuyken bu rüzgârlı ormanda, kayalarda, çakıllı kumsallarda deliler gibi koşardım. Sonra kentlere gitmek zamanı geldi. Kanımdaydı bu benim. Büyük kentler, hiç uykuya yatmayan, yirmi dört saat bir nabız gibi atan kentler, insanların gelip gittiği, sevip öldüğü kentler. Orada oturmuş, büyük kentlerin dinamiğinin de bir anlamda vahşi doğanınkine benzediğini düşünüyordum. Filizlenen insanlar ya da beton duvarlar arasında yavaş yavaş çürüyenler... Koşan, yürüyen, yatan, ayakta duran, kanlı biftekler yiyen, boş karnına içip kusan insanlar... Çok çeşitlilik! Hep bunu aramıştım ben. Daha küçük bir oğlan çocuğuyken doğadaki hayvanların, böceklerin, bitkilerin, ağaçların çeşitliliği büyülemişti beni. Daha sonraları insan doğasındaki çeşitliliğin peşinden koştum. Bataklıktan yavaş yavaş kendini kurtaran insanlardaki inanılmaz güç. Kendine gelip, psikozdan kurtulan Ed gibi mesela... Bir de dipsizliğe doğru durmadan düşenler. Kendini yok eden çiçekler gibi başlarını toprağa, yerkürenin öbür ucuna, Çin'e doğru sokanlar. Düşleri zengin, ancak günlük hayatı ve gerçekleri idare edemeyenler. Kafamda türlü çeşitli izlenimler vardı. Bir anahtar kelime verildiğinde bir roman yazabilecek kadar.
Karaibler turuna hep bir iki haftaya kadar çıkardı. Onu hayatta tutan düştü Karaibler, kıyıda bekleyen esmer güzeli, palmiye ağaçları, altın kumsallar, sonsuz güneş... Bizleri içimizdeki yeni ufuklara doğru sürekli yönlendiren düşlerimiz... Ne kadar çılgın, ne kadar gerçeklerden uzak olurlarsa olsunlar bizi canlı tutan, kan dolaşımımızı sağlayan, dünyayı ayaklarımızın altında döndüren düşlerimiz Düşlerimiz olmaksızın birer ölüyüz bizler, ya da yeni aldıkları BMW'lerinden başka seyredecek yıldızları bulunmayan hayal fukarası Kuzen Petter'ler gibi ortalıkta dolaşmaya mahkûm... Tanrı beni onun kadar yoksul, onun kadar kronik ölümcül hasta olmaktan esirgesin! Tilki Johanssen'i yaşatan illüzyonlardan, ütopyalardan versin; tropik kumsallarda bekleyen kadınların, rengarenk balıkların, mercanadacıkların kuytularında oynaştığı mavi lagünlerin düşünü bağışlasın!