Hazırsındır insanları sevmeye. Hep birilerine güvenmek, birilerine yakınlaşmak, bir şeyler vermek isteğiyle dolusundur. Güzel bir görüntüyü, güzel bir ezgiyi, güzel bir şiiri, bütün güzellikleri bölüşerek, paylaşacak birileri olsun istemişsindir. Senin yapında vardır bu sevecenlik. Yakınlaşmalarının çoğu yıkımlarla bitmiş olsa da böyledir.
Yerde kanayan kararmış elini görüyorsun getirdikleri çocuğun. Tınraklarının yerinde kararmış, kabarmış kırmızı et boşlukları. Elinin tırnaklarını sökmüşler; belkide yakmışlardır. "Görüyorsun" diyor. "Bu da senin gibiydi. Sonunda konuştu kurtuldu."
Tekmeliyor yerdekini.
Yerdeki olsa olsa on yedi-on sekiz yaşlarında. Güzel yüzünü çirkinleştirmek için ellerinden geleni yapmışlar. Ezmişler, çiğnemişler , bitirmişler çocuğu. "Konuş ağabey," diyor yerden, başını kaldırmadan.
Gömleği, tabanından sıçrayan kanlarla koyu koyu lekeleniyor. Aldırmıyor. Olanca gücüyle vuruyor. Kıracak kemiklerini, anlıyorsun. Yaptığı bu işten garip bir tat aldığı yüzünün çizgilerinden belli. İşini seviyor. Coşkuyla vuruyor. Cinsel bir istekle. Yabanıl, iri bir hayvan gibi.