“ Ey inananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Öldürülen ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu Rabbiniz’den bir hafifletme ve rahmettir.”
Kısas, lügat anlamı itibariyle denklik, eşitlik manasındadır.
Başka bir tanımıyla kısas, şer’an katili maktül mukabilinde öldürmek veya yaralamış yahut kesilmiş bir uzuv mukabilinde yaralayan ile kesenin ona denk uzvunu yaralamak yahut kesmektir.
Hz. Ali Cemel Vak’ası’nda karşı tarafa üstünlük sağladığında şöyle talimat verdiği bildirilmektedir : “ Kaçanın peşinden gitmeyin. Esir alınanı öldürmeyin. Yaralıya vurmayın. Gizli şeyleri açığa çıkarmayın. Hiçbir malı almayın”.
İslâm esas itibariyle din ve vicdan hürriyetini önemsemiş ve bir kimsenin zorla müslüman yapılmasını doğru bulmamıştır. Kur’an-ı Kerim’deki, “ Dinde zorlama yoktur. Artık hak batıldan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse, şüphesiz ki o, kopmayan sağlam bir kulpa sarılmıştır Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir” ayeti bunun delilidir.