Elanur

Deniz’in Günlüğü 2
-Sevgili Defne, eğer ben öldükten sonra günlüklerimi okumak istersen, artık böyle sana seslenir gibi yazıyor olmama şaşıracaksın tahmin ediyorum. Doğru mu bildim? Şaşırma… Farkında olmadan, nefes alan ve yaşadığım her anı aklına kazıyan, bir günlüğe dönüştün sen benim için. Eskiden günlük tutma sebebim, konuşacak kimsemin olmamasıydı. Hatırlanacak elle tutulur pek anım olmadığından  günlük tutmak da anlamsızdı benim için. Hem, öldükten sonra her şeyi hatırlayacağımı söyleyip duruyorsun. Orada günlüğü ihtiyacım olmaz değil mi? O yüzden artık kalan her günümü senin için kaydedeceğim. Ardımda bıraktım tek kalıcı hatıraya… Tek arkadaşıma… -Sevgili Defne, bugün ağrılarım arttığı için sürekli uyudum. Uykumda bile, senin beni koruduğunu bilerek… Rüyalar gündelik hayatlarını İzdüşümüdür değil mi? Benim rutin hayatım senden önce öylesine boştu ki, rüya bile görmezdim. Ama artık rüyalarımda seninle koşuyoruz, eğleniyoruz, hatta kalabalıkların arasında rahatça yürüyoruz… Biz uyurken ruhumuzun gezintiye çıktığı da söylenir. Artık kalabalıktan korkmuyor muyum acaba? Yani en azından rüyalarda… Bence öyle. Bedenim giderek güçsüzleşirken ruhum sayende giderek özgürleşıyor. O kadar minnettarım ki sana… -Sevgili Defne, seni ağlarken gördüm bu sabah. Neden ağladığını sormaya çekindim. Sebebi nedir bilmiyorum ama, canım çok acıdı. Keşke senin bana yaptığın gibi ben de seni neşelendirebilsem. Keşke hep o özlemini duyduğun ve Yaratacağına emin olduğum kendine ait dünyaya seni sırtımda taşıyabilsem. O kadar isterdim ki… Sen hep gül Defne. Gülümsemen yeni dünyan olsun.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Deniz’in kayda değer hayatının son karesini çekti. Ayakkabısının ışıkları son bir kez daha yandı ve bir daha parlamamak üzere söndü. 
Sayfa 313·Kitabı okudu
Sevgili sevgilim… Sana hala böyle seslenebilir miyim? Bilmiyorum… Yaptığım korkunç ve bencil şeyden sonra… Sevgili Mert… eski bir evde, çatı katında yaşıyorum. Ölmek üzere olan bir adama bakıyor, çoktan ölmüş yaşlı bir kadının kıyafetlerini giyiyorum. Uyandım her sabah, gözüm seni arıyor ama yanımda kimseyi bulamıyorum… Ama umuyorum ki, bir gün uyandığımda kendimi bulabileyim. Bulayım ki, yaptığın bu saçma şey bir işe yarasın. Seni terk etmeye karar verdiğim gece o kadar uzun düşündüm ki, bir süre sonra aklımı kaçıracağım hissettim. Aklım bende kalsın diye, her şeyden kaçtım. Özür dilerim sevgilim… Bu mektubu sana asla yollayamayacağım… Çünkü bunları duyarsam, beni asla affetmeyeceksin. Kendimi bulmaya çalışırken, seni kaybediyorum. Bu canımı acısa da, yapmam gerekiyor. Yanında kalsaydın biliyorum ki bir süre sonra seni de mutsuz edecektim. 
Sayfa 245·Kitabı okudu
Deniz’in Günlüğü 1
-Bugün, benim için pek bir umut kalmadığını söyledi doktor. İçten içe bunu hep bilsem de, çok üzüldüm. Öleceğim gerçeğinden ziyade, öldüğümde hiç yaşamamış gibi olacak olmam üzdü beni. Ben gittikten sonra kimsenin hafızasında bana dair bir anı olmayacak. Buhar olup göğe yükseleciğim. İçinde yaşadığım dünya, benim dünyam değil. hiç olmadı. Keşke bu dünyaya dair birkaç güzel anım olsaydı. -Annemle babam o kadar erken ölmeseydi, acaba ben de uzun yaşar mıydım? Ya da, içinde boğulduğum bu yalnızlık… Onlar hayatta olsaydı yine böyle hisseder miydim? -Bazen kendime kızıyorum. İnsanlardan korkup aralarına giremiyorum. Ama yalnız kaldığımda da üzülüyorum. -Bugün internette bir ilan gördüm. Bir fotoğrafçının ilanı… Aklıma bir fikir geldi, yaşadığımı kanıtlayacak fotoğraflar olsa… -Bugün öğle yemeğimi kocaman bir oyuncak ayı ile yedim. Fotoğraflarımı çeken defne hanım, bana süpriz yapmış. Uzun zaman sonra aldığım ilk hediyeydi. Çok mutlu oldum. Keşke bir oyuncak ayı konuşabilseydi. Belki o zaman, ev bu kadar sessiz olmazdı.
“Sadece, öldüğüm zaman, yaşadığımın bir kanıtı olsun istedim.“
Sayfa 209 - Deniz·Kitabı okudu