Cansu Ay

Yunus - Molla Kasım
Bir diğer menkıbeye göre Yunus'un 3000 şiiri varmış, softalar bu şiirleri şeriata aykırı buluyormuş. Bir gün Molla Kasım adlı bir softa bunları ele geçirerek 1000 tanesini yakmış, 1000 tanesini suya atmış, kalan 1000 şiiri okurken, "Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme / Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir" beytine rastlayınca neye uğradığını şaşırmış, Yunus'un büyüklüğünü anlayarak şiirleri yok etmek-ten vazgeçmiş ve Yunus'un veliliğine inanmış. Böylelikle 1000 şiir kurtulmuş. Halk arasında şöyle denilegelmiş: "Molla Kasım'ın yaktığı şiirleri melekler, suya attığı şiirleri balıklar, yok etmediği şiirleri insanlar okur o zamandan beri."
Sayfa 78 - Mythos Yayınları·Kitabı okudu
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mevlana - Yunus Emre
Yunus Emre ile Mevlana Celaleddin-i Rumi arasında geçtiği aktarılagelen başka bir rivayete göre Yunus bir gün karşılaştığı Mevlana’ya, “Mesnevî’yi sen mi yazdın?” diye sormuş, Mevlana “evet” deyince Yunus, “Uzun yazmışsın. Ben olsam, ‘Et ü kemik büründüm / Yunus diye göründüm’ derdim” karşılığını vermiştir.
Sayfa 78 - Mythos Yayınları·Kitabı okudu
Din
Mevlana - Yunus Emre
Mevlana, ilahi aşkı ve insanın hakikat yolculuğunu anlatırken, sözün ve semanın gücüyle insanları Hak’ka çağırdı. Onun felsefesi, birlik, hoşgörü ve aşk etrafında şekillendi. Mesnevi’si, insan ruhunun derinliklerini anlatan bir kılavuz oldu; semâsı ise insanın aşk ile nasıl Hak’ka varabileceğini gösterdi. Ancak Mevlana’nın fikirleri sadece saraylarda ve medreselerde değil, halkın gönlünde de karşılık buldu. Onun açtığı yolda yürüyenlerden biri de Yunus Emre idi. Mevlana’nın derin felsefi dili, Yunus Emre’nin şiirlerinde daha sade, daha halktan biri gibi yankılandı. Mevlana’nın aşk ile yanan dervişi, Yunus Emre’nin dizelerinde “Beni bende deme, bende değilim” diyerek halkın diliyle konuştu. Yunus, insanı ilimle değil, gönülle anlama yolunu seçti. Onun şiirleri, sadece bir düşünce değil, bir halkın ruhu oldu.
Sayfa 77 - Mythos Yayınları·Kitabı okudu
Din
Mevlana - Şems
Bir diğer Rivayete göre, Mevlana bir gün Konya’da med-resede öğrencilerine ders vermekteyken, Şems-i Tebrizî ansızın içeri girer. Elinde hiçbir kitap taşımayan Şems, Mev-lana’nın önünde kitapların yığılı olduğu masaya yaklaşarak ona şu soruyu sorar: "Ey bilgin zat! Bunlar nedir?" Mevlana, ilminin genişliğiyle bilinen bir âlim olarak ona cevap verir. Şems “Senin bunlarla ne işin var?” diyerek kitapları havuza atar, ardından Mevlana’nın tepkisi üzerine onları tekrar toplar, suyun kitaplara zarar vermediğini gören Mevlana, “Bu nasıl sırdır?” diye sorunca Şems, “Bu zevktir, haldir, senin ise bundan haberin yoktur” der.
Sayfa 68 - Mythos Yayınları·Kitabı okudu
Din
Mevlana
Eflâkî’ye göre Şems-i Tebrizî Konya’ya geldiğinde Şekerci-ler Hanı’na yerleşmiş, Mevlana, ders verdiği dört medrese-den biri olan Pamukçular Medresesi’nden talebeleriyle bir-likte ayrılıp katır üzerinde giderken Şems ansızın önüne çık-mış ve katırın gemini tutarak, “Ey dünya ve mâna nakitleri-nin sarrafı, Muhammed hazretleri mi büyüktü yoksa Bâyezîd-i Bistâmî mi?” diye sormuş, Mevlana, “Muhammed Mustafa bütün peygamberlerin ve velîlerin başıdır” diye cevap verince Şems, “Peki ama o, ‘Seni tesbih ederim Alla-hım, biz seni lâyıkıyla bilemedik’ dediği halde Bâyezîd, ‘Be-nim şanım ne yücedir. Ben sultanların sultanıyım’ diyor” demiş, bunun üzerine Mevlana, “Bâyezîd’in susuzluğu az olduğu için bir yudum su ile kandı; idrak bardağı hemen doluverdi. Halbuki Hz. Muhammed’in susuzluğu arttıkça artıyordu. Onun göğsü Allah tarafından açılmıştı (el-İnşirâh 94/1). Sürekli susuzluğunu dile getiriyor, her gün Allah’a daha çok yakın olmak istiyordu” diye cevap vermiş, Şems bu cevabı duyunca kendinden geçmiş, bir müddet sonra birlikte yaya olarak medreseye gitmişlerdir
Sayfa 67 - Mythos Yayınları·Kitabı okudu
Din