Eflâkî’ye göre Şems-i Tebrizî Konya’ya geldiğinde Şekerci-ler Hanı’na yerleşmiş, Mevlana, ders verdiği dört medrese-den biri olan Pamukçular Medresesi’nden talebeleriyle bir-likte ayrılıp katır üzerinde giderken Şems ansızın önüne çık-mış ve katırın gemini tutarak, “Ey dünya ve mâna nakitleri-nin sarrafı, Muhammed hazretleri mi büyüktü yoksa Bâyezîd-i Bistâmî mi?” diye sormuş, Mevlana, “Muhammed Mustafa bütün peygamberlerin ve velîlerin başıdır” diye cevap verince Şems, “Peki ama o, ‘Seni tesbih ederim Alla-hım, biz seni lâyıkıyla bilemedik’ dediği halde Bâyezîd, ‘Be-nim şanım ne yücedir. Ben sultanların sultanıyım’ diyor” demiş, bunun üzerine Mevlana, “Bâyezîd’in susuzluğu az olduğu için bir yudum su ile kandı; idrak bardağı hemen doluverdi. Halbuki Hz. Muhammed’in susuzluğu arttıkça artıyordu. Onun göğsü Allah tarafından açılmıştı (el-İnşirâh 94/1). Sürekli susuzluğunu dile getiriyor, her gün Allah’a daha çok yakın olmak istiyordu” diye cevap vermiş, Şems bu cevabı duyunca kendinden geçmiş, bir müddet sonra birlikte yaya olarak medreseye gitmişlerdir