Bu kitabı elime aldığımda açıkçası sadece Göbeklitepe merkezli bir macera okuyacağımı düşünüyordum. Ama sayfalar ilerledikçe fark ettim ki Göbeklitepe’nin Kayıp Mührü yalnızca bir arkeoloji ya da
İnsan, önce şüphe ederek öğrenir. Gördüğün her şeye inanma; duyduğun her sözü doğru kabul etme. Çünkü hakikat, kulağa fısıldananlarda değil, kalbin ve zihnin hazır olduğunda açılan kapılardadır. Gerçeği arayan kişi, önce kendi içindeki gürültüyü susturmalıdır. Zihin önyargıyla doluyken hiçbir şeyi göremezsin. Kalp korkuyla kaplanmışsa hiçbir sırrı duyamazsın.