Yaktığımız Gerçekler Monty Jay
Hollow Boys serisinin ikinci kitabı olmasına rağmen benim için serinin duygusal anlamda en güçlü kitabı oldu. İlk kitapta Rose'un ölümünün ardından yaşananları ve karakterlerin dağılmış hayatlarını okurken, bu kitapta geçmişe dönerek her şeyin nasıl başladığını görüyoruz. Özellikle Rook ve Sage arasındaki nefretin, kırgınlığın ve karmaşık duyguların kökenlerini öğrenmek hikâyeyi çok daha etkileyici hâle getiriyor.
Sage, dışarıdan bakıldığında kusursuz hayatı olan, herkesin olmak istediği kişi gibi görünen bir karakter. Güzel, popüler ve herkes tarafından hayranlık duyulan biri. Ancak bu görüntünün altında yıllardır ailesinin baskısıyla yaşayan, kendi hayatına dair kararlar alamayan, sürekli başkalarının beklentilerine göre şekillenmek zorunda kalan genç bir kadın var.
Onu özel yapan şey ise tüm yaşadıklarına rağmen tamamen kırılmaması. Sürekli bir rol yapmak zorunda kalıyor, gerçek duygularını saklıyor ve çoğu zaman yalnız hissediyor. Buna rağmen hayata tutunmaya çalışıyor. Özellikle kız kardeşi Rose'a olan sevgisi ve onu koruma isteği karakterine ayrı bir derinlik katıyor. Sage'in yaşadığı çaresizlik, zorla yönlendirilen hayatı ve ailesinin onu bir insan yerine bir araç gibi görmesi okurken insanın öfkesini artırıyor.
Buna rağmen Sage kurban rolünde kalan bir karakter değil. Ne kadar yara alırsa alsın ayağa kalkmaya çalışıyor ve kendi mutluluğunu aramaktan vazgeçmiyor. Bu yüzden serideki en güçlü kadın karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Rook ise serinin en karmaşık karakterlerinden biri. İlk kitapta onu daha çok öfkeli, tehlikeli ve kontrolsüz biri olarak görüyorduk. Ancak bu kitapta o sert kabuğun altında ne kadar kırılmış bir insan olduğunu anlıyoruz.
Rook'un en büyük özelliği duygularını sağlıklı şekilde yaşayamaması.