Bazen en çok sevdiğim insan, canımı en çok acıtan oldu. Onu sevmek kolay değildi, unutmaksa hiç kolay olmayacak gibi duruyor. Ama ben onu gerçekten sevdim. Kalbimi verdim, bekledim, sustum, sarıldım, affettim… elimden gelenin fazlasını yaptım. Ama o hiçbir zaman benim gibi sevmedi. O, başka birini severken beni yanında tuttu. O, benim kollarımdayken bile başka birini özleyebildi.
Ben onun için çabalarken o hâlâ geçmişine bağlı kaldı. Herkese gülümserken benim içimdeki gözyaşlarını görmedi. Ve ben artık çok yoruldum.
Ben onunla savaşırken, o bambaşka cephelerdeydi. Bir gün bana sarılıp “iyi ki varsın” dedi, başka bir gün bana “ben onu hâlâ seviyorum” dedi. Bu iki cümle aynı kalpte barınamaz. Ve ben bu çelişkinin ortasında paramparça kaldım. Her şeyime rağmen gidemediğim, kalmakla da yara aldığım bir yerdeydim.
Beni yaralayanı affetmek zorunda değilim ama kendimi iyileştirmek için yürümeye mecburum. Ve artık, o yolda sadece kendimle yürüyeceğim.