Benliğimiz büyür, sessiz bir ırmakken bir çağlayan, bir şelale, coşkun bir nehir olur. Önce, sadece var olmak isterken, sonunda her şeye sahip olmak ister.
insanın içinde doymaz bir canavar peyda olur. Bu canavar, zekayı peşine takınca, zaptolunmaz bir kuvvettir. Harp eder , teknik yaratır, serveti biriktirir, fetihler yapar, insanları esir eder.
Medeniyet, kılıcın düşmanlığını menfaat alışverişi ile maskelemiş bulunuyor. Bu sonuncusu, evvelkinden farklı olarak riyakarlıkla, sahtekarlıkla örtülüdür. Sevgiye dayanmayan aile bir musibet olduğu gibi, sevgisiz çalışma çekilmez bir beladır. Büyük Sanayi işçi ile işveren arasındaki münasebet, merhamet ve sevginin temellerine dayanmadıkça Bu iki sınıfın birbirine düşmanlığı, her türlü refah imkanlarına rağmen daima artacak ve her zaman sınıf düşmanlığı davası olan komünizm kuvvet kazanacaktır. Bu kuvvet sonunda, düşmanlığın en şiddetli yarışması olan harbi mutlaka doğuracaktır.
Sade Neron zalim değil, baba mirasının bütününü eline geçirmek için tuzak kuran kardeşte zalimdir., yalnız devlet zalim değil, hayatı karartan kadında zalimdir. İsa peygamber'e ihanet edip romalıları bildiren yehuda kadar, belki ondan fazla günahsız gönülleri her gün zehirleyen yayınlar, gazeteler ve radyolarla televizyonlarda zalimdir. Bizi yakından kuşatan bu zalimler, insanlığın tarihini çevreleyen ünlü ve büyük zalimlerden yüz defa daha tehlikeli ve çok daha zararlıdır. bedene duyurulan acılara vahşet ve işkence denilse bile, asıl ruha yapılan baskılarla, onu karartıp çökerten ve ondaki sevgi ile huzuru yok eden şiddetlere zulüm demek doğru olur.