Herhalde ölüm kendinde bir sırrı saklamaktadır. Hiçten her şeyin çıkmayışı gibi herşeyden de hiçin çıkmayacağını anlamak güç olmasa gerek. Herhalde ölüm sonsuz dileklerle yüklü hayat kervanının ebediliğe açılan kapısıdır. Hem o kutsal kapıdır.
Bizde bir kıvılcımın parlayıp sönmesini andıran bu hayat, iki hakikate dayanıyor: Ebedi olmak isteyen bir parıltı ile onu örten bir karanlık. İnsan hayatı, aşk ile ölüm arasında sürekli bir sallantıdır.
Akıl, insanoğlunu dünyaya Sultan yapan cevherdir. Aklın eseri olan ilim, merhamete nazaran pek küçük bir şeydir. Belki de bir vehimdir. Görünmez olandan gelip yine görünmez olana giden sırların bir anda eşya halinde görülüp bilinen sistemli vehmidir.
Insanın tabiatına ve kalbinin isteklerine bakılınca, 'Allah bizi günah işlemek için yarattı' demektense, 'Allah bizi affedilmek için yarattı' demek ilahi niyet ve iradeyi daha doğru anlamak olacaktır. Kur'an affın en büyük kitabıdır. Yeryüzü , her tarafına affın ekildiği bahçe ise, insan kalbi ona affım iksirini serpen ilahi emanettir. Günahlarımızdan affedilerek insanlaşıyoruz, ölümle ebedi affın sırrına ereceğiz. Varlığının sonsuz zevkini tatmak isteyenler, gönül bahçesinin güllerinden af kokuları çıkaranlardır. Affetmeyen VARLIK, kendinde helak oluyor Affetmek iradesini elde edemeyen Mefluç ruh ruhları, kurtaramıyor. Gerçek zafer, gerçek Saadet sana zulmedenleri, seni affetmeyenleri bile affedebilmektir.