Elif H.

Berâtını alan hacı
Bağdat'tan bir kafile, hacca gitmek üzeredir. Zengin komşularının hacca hazırlandıklarını duyan temiz kalpli fakir bir adam: "Ben de, şu komşularımla birlikte hacca gideyim." diye düşünerek, kendi halince hazırlığını yapar. Hac kafilesiyle o da yola çıkar. Kendini beğenmiş zenginlerden bazıları, bu fakirin hacca gitmesine hayret ederler. Bunlardan biraz da bilgi sahibi olan bir kişi, bu fakir yol arkadaşına "Komşum, senin bineğin yok, azığın yok. Bari birkaç akçen olsun var mı?" der. Fakir, "Rabbim, beni besler. Bütün canlıların rızkını veren Allah'tır. Her birimiz, onun rızık hazinesinden beslenmiyor muyuz?" der. Nihayet günlerce süren uzun ve yorucu yolculuktan sonra kâfile, Mekke-i Mükerreme'ye varır. Kâbe-i Muazzama'yı tavaf ederler, Arafat'ta vakfeye dururlar. Bütün hac farîzâsını yerine getirip, veda tavafını da yaparak geri dönerlerken kendini beğenmiş komşusu, yolda fakire yaklaşır: "Komşum, vardın Beytullâh'ı tavaf ettin mi?" der. Gönlünde ufacık bir şüphe olmayan ve hiç kimse hakkında kötülük düşünmeyen komşusu; "Evet efendim, Allah'ıma sonsuz hamd ve şükürler olsun ki, benim gibi fakir ve aciz bir kuluna bu şerefi; yüce makamları ziyaret edip hac gibi bu mühim ibâdeti yapmayı nasip etti." der. Öteki: "Komşu, biz berâtımızı aldık. Sana da berât verdiler mi?" der. Komşusu: "Nasıl berat bu?" diye heyecanla sorar. "Hacılara; "Cehennemden âzâd oldun." diye berât verilir." der. Bunun üzerine saf Müslüman hemen telaşla Mekke-i Mükerreme'ye döner. Harem-i Şerif'te başını Beytullâh'ın eşiğine koyar: "Ey Rabbim! Senin kulların cehennemden âzâd berâtını almışlar. Ben fakire, bu berât verilmedi. Yoksa ben âzad olunmadım mı?" diyerek gözlerinden yaşlar akıtır. Böyle yalvarırken karşısına bir zat gelir ve "Kaldır başını ey temiz adam! Al şu berâtını ve yol
Müzekki'n-Nüfus
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Haccın farz olmasındaki bazı hikmetler
Müslümanlarda ömür boyu silinmeyecek güzel hatıralar bırakan ve nefsi terbiye eden haccın farz olmasında pek çok hikmet ve fayda vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Allahü Teâlâ'ya karşı tezellül², insanlara karşı tevâzu göstermek. 2. Mal nimetinin ve beden sağlığının şükrünü edâ etmek. 3. Kabe-i Muazzama'nın, insanların ruhlarına inşirâh (ferahlık) vermesi. 4. Dinleri bir, renkleri ve dilleri ayrı olan Müslümanların bir araya gelerek kaynaşmaları. 5. Bembeyaz ihrâma bürünmek, beyaz kefene sarılıp âhiret yolculuğuna çıkmanın, kabirden kalkıp mahşere gitmenin bir temsilidir. 6. İslam'ın doğup yayıldığı, Peygamberimiz'in ve ashabının İslâm için bin bir güçlük ve zorluk içerisinde verdiği mücadeleyi hatırlamak.
Tezellül : Kendini hor ve hakir gösterme
Hac-Umre
Ayaşlı Muallim Şakir'in de dediği gibi; Madunun ile eyleme davayı teveffuk İlmen sana faik olan akranını seyret Tavus gibi arayişü renginini görme Bak ayine-i ibrete noksanını seyret. [Sen, kendinden daha alt rütbedeki insanlara kendini büyük göstermeye çalışma. İlmen senden daha üstün olan akranını seyret. Tavus kuş gibi ol. Süsünü ve güzel renklerini görme.İbret aynasına bak da eksikliklerini seyret.
Hadis-i Şerif
“İnsan öldüğü zaman kendisinden ameli kesilir (sevâbı yazılmaz): Ancak üç şey müstesnadır: Onlar da, sadaka-i câriye (vakıf gibi faydası devamlı olan hizmet) ve kendisinden faydalanılan ilim veya kendisine duâ eden sâlih evlât." (Sahîh-i Müslim, 25/14)