Elif H.

Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-i Hudâ'dır bu, Nazargâh-ı İlâhîdir, makâm-ı Mustafâ'dır bu. Habib-i Kibriyâ'nın hâbgâhı'dır fazilette. Tefevvuk-kerde-i Arş-ı Cenâb-ı Kibriya'dır bu. Peygamberimiz'in (s.a.v.) beldesine girerken edepsizlikten sakın. Çünkü burası Nazargah-ı İlahidir, Makam-ı Mustafa'dır. Bu makam Habib-i Kibriya'nın istirahat ettiği yerdir. Fazilet bakımından Arş-ı Â'lânın dahi üstündedir.
Şair Nâbi, bir heyetle beraber hacca gider. Medine-i Münevvere'ye yaklaştıkları zaman, heyetteki bir paşanın, ayağını uzatıp yattığını görür ve seslice şu manzumeyi okur:
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Burası dünya Ne çok kıymetlendirdik, Oysa bir tarla idi Ekip biçip gidecektik. Cahit Zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu
Zemzem-i Şerif'in Fazileti
Zemzem suyunun fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Zemzem suyu, ne için içilirse, ona şifadır." "Kim hac niyeti ile Kâbe'ye gelip etrafında yedi defa tavaf ettikten sonra Makam-ı İbrahim'e gelip iki rekât tavaf namazı kılar, sonra Zemzem kuyusuna gelip suyundan içerse, Cenab-ı Hak, onu anasından doğduğu gibi tertemiz yapar." "Yeryüzü üzerindeki suların en hayırlısı Zemzem suyudur. Onda, maddi ve manevi hastalıklara şifa vardır."
Zemzem-i Şerîf
Zemzem, Mescid-i Haram'ın içinde, Hacerü'l-Esved köşesine 14,5 m. mesafede, 42 m. derinliğindeki bir kuyudan Cenâb-ı Hakk'ın, Hazret-i Hâcer Validemiz ve oğlu İsmail aleyhisselama ihsan ettiği sudur. Peygamber Efendimiz buyurdular ki, "İbrahim aleyhisselamın zevcesi, İsmail aleyhisselamın annesi olan Hâcer validemiz, su aramak üzere Safa ile Merve tepesi arasında gidip gelirken, Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde Cebrail aleyhisselamı gördü. Topuğuyla (veya kanadıyla) toprağı kazıp suyu (Zemzem'i) meydana çıkardı. Hazret-i Hâcer validemiz, bu durumu görünce, dağılmaması için hemen suyun etrafını çevirip, havuz haline getirdi. Bir taraftan da testisini doldurmaya çalışıyordu. Su ise avuç avuç alındıkça tekrar fışkırıyordu. Peygamber Efendimiz, "Allahü Teâlâ, İsmail'in anasına rahmet etsin! O, Zemzem'i kendi haline bırakmış olsaydı yahut suyu avuçlamasa idi, Zemzem, akıp giden bir ırmak olurdu." buyurdular.
Mültezem-i Şerîf
Burada yapılan duaların kabul olunacağı hadis-i şerif ile sabittir. Nitekim bu mübarek mevki, hacıların Beytullah'ı tavaftan sonra ısrarla dua etmelerinden dolayı "Mültezem" diye isimlenmiştir. İltizamın manası sarılmak, sıkı sıkı yapışmaktır. Mültezem de sıkıca yapışılan yer manasına gelir.
Kabe-i Muazzama'nın Rükn-i Hacerü'l-Esved ile Rükn-i Irâki isimli köşeleri arasında, yerden 2 metre kadar yükseklikte, altın kaplamalı, takriben 1,8 x 3,5 metre ebâdında bir kapısı vardır. Bu kapı ile Hacerü'l-Esved arasında bulunan yaklaşı