46. Hiç yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki bu sayede düşünen kalpleri yahut
(olanları) duyacak kulakları olsun. Gerçek şu ki gözler kör olmaz, fakat (asıl)
göğüslerde olan kalpler/basîretler kör olur. [bk. 20/128; 32/26]
(İnsanda asıl olan kalp gözünün görmesi/basirettir. Gerçek körlük bunun
körlüğüdür. İşte inkârcıların kafalarındaki gözler değil kalp gözleri kördür; ibret
almazlar. Hakikat ne kadar meydanda olursa olsun idrak etmezler.)
18. Görmüyor musun ki göklerdekiler, yerdekiler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar,
ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan bir çoğu, şüphesiz bizzat Allah’a secde ediyor.
(İnsanlardan) bir çoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah kimi hor kılar
(alçaltır)sa, artık onu yükseltecek yoktur. Şüphe yok ki Allah ne dilerse (onu)
yapar. [bk. 17/44][7]
Ya İlahi" dedi, "ben Ahmed, garip Ahmed, gafil Ahmed, kulun Ahmed, Kul Ahmed. Medet ya Rab, medet...
Ben bilmezken Sen öğrettin, ben görmezken Sen gösterdin, ben yok idim Sen var ettin. Akıl verdin, gönül verdin, can verdin, isim ve cisim verdin. Şimdi Seni bilmemek hak mıdır bana? Senden söylememek dilime layık mıdır? Her uzvumun bir zekatı vardır. Dilimin zekatıdır Seni söylemek, ayaklarımın zekatıdır Sana yürümek, gözlerimin zekatıdır her var olanda Seni görmek; gönlümün zekatıdır Seni sevmek, aklı- mın zekatıdır Seni bilmek. Ve imanım. İmanımın zekatıdır ki, bilmeyene Seni söylemek...
Sayfa 195 - Nesil yayınları 26. Baskı·Kitabı okudu