Geniş bir çukur. Derin mi derin. Toprağın içinde bir oyuk. Yerim orası. Gömsem kendimi. Bitse her şey. Sonuna gelsek filmin. Kopsa film! Fark etmez bizim için. Yeter ki derine, çok derine gömsünler bizi. On dakika uğraşsak nefes almak için sonra da yorulup "Eyvallah!" desek ölüme. Bitse her şey. Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa! Tanrı sağır olsa! Ben sağır olsam! Kör olsam! Görmesem hayatı! Bitse her şey...
Bütün dünya uyuyor. Bütün hayvanlar, bitkiler, adına insan denmiş yaratıklar. Hepsi. Toprak bile uyuyor. Dolunay var. Her şeyi hipnotize etmiş olan dolunay. Bir ben ayaktayım. Bir ben uyumuyorum! Bir ben kıvılcım çıkartmıyorum yatağımda dönerek.
Belki de boşaltmak için zihnimizi yazıyoruz. Ve yazılacak bir şey kalmadığında ölmüş olacak içimiz. O gün gelene kadar bildiklerimizi dökeceğiz otellerden çaldığımız mektup kâğıtlarına...