"Dini ibadet" derken sanki dini olmayan bir ibadet biçimi varmış gibi veya daha kötüsü davranışlarımızın bir kısmı ibadet hükmünde, diğer bir kısmı ibadetin dışında kalıyormuş gibi bir izlenim uyandırılmaktadır. İbadeti Hristiyanlıkta olduğu gibi, bir seremoni, bir ayin olarak telakki edenler için mesele yok elbet. Fakat hakkını vererek yaşayan bir Müslüman için ibadet olmayan, ibadet hükmüne geçmeyen hangi davranış vardır?
Hiç bir sebeple mukayyet olmaksızın inanmakla, böylece inandıktan sonra din hükümlerinin kapsadığı hikmetleri, sırları, sebepleri araştırmak (tahkik) arasındaki farka dikkat istiyorum. Bu tür araştırıcılık imanın güçlenmesine yol açarken, biliöe uygundur diye inanmak küfre götürebilir. Çünkü ya bilimin paradigması değişirse ne olacak? İmanın istinat ettiği gerekçe ortadan kalkmış olmayacak mı?
Günümüzde bir Müslümana dini görevlerini hatırlatmak, adeta bu dünya ile ilgisi bulunmayan, daha doğrusu bu dünyanın dışında kalan birtakım işlerle meşgul olmasını söylemek gibi bir anlama gelir olmuştur. Kendisine "dini görevleri" hatırlatılanlar da, durumu böyle algılamaktadır.