Pasifizminin gerekçesi dinseldi ama Gandi aynı zamanda bunun arzu edilen siyasi sonuçları doğurabilecek bir yöntem, kesin bir teknik olduğunu söylüyordu. Gandi’nin tavrı çoğu Batılı pasıfistinkinden farklıydı. Güney Afrika'da şekillenen Satyagraha bir tür şiddet içermeyen savaştı. Düşmana zarar vermeden, ona nefret duymadan yenme yöntemiydi. Sivil itaatsizlik, grev, tren raylarına yatma, polis şiddet uyguladığında kaçmadan ya da karşılık vermeden durma gibi şeyleri kapsıyordu. Gandi, Satyagraha' nın "pasif direniş" olarak tercüme edilmesine karşı çıkıyordu: Guceratçada bu kelime "hakikatten doğan metanet" demektı. Gandi gençliğinde Boer Savaşı'nda Britanya saflarında sedyeci olarak görev yaptı, 1914-1918 yıllarındaki savaşta da aynı görevi yerine getirmeye hazırdı. Şiddete tövbe etmiş olmasına rağmen savaş varken taraf tutmanın gerekli olduğunu anlayacak kadar da dürüst biriydi.
İşin içine korku, nefret, kıskançlık, güce tapınma girdi mi gerçeklik duygusu ortadan kaybolur. Daha önce de belirttiğim gibi, vicdani yükümlülüklerden de eser kalmaz. "Bizimkiler" işlediğinde göz yumulamayacak tek, bir tek suç dahi yok. Kişi suçun işlendiğini inkâr etmese, başka durumlarda işlenen suçlarla birebir aynı olduğunu bilse, mantıken haklı çıkarılamayacağının farkında olsa bile yaptığının yanlış olduğunu hissetmez. İşin içine sadakat girdi mi merhametin esamisi okunmaz.