Müslüman bir ülkede erkeksi iktidarın gölgesinde gerçek kimliğini bulamayan, böyle bir ortamda kadın olmanın, fahişe olmanın hatta insan olmanın ne anlama geldiğini ölmeden birkaç saat önce yazar Saadavi’ye anlatan Firdevs’in acı hayat hikayesi..
Kitabı okurken gerçek bir kadının bir insanın hayat hikayesini okuduğuma inanamadım. O kadar acı ve zor şeyler yaşatmışlar ki, o kadar umudunu yitirmiş ki hâlâ dünya üzerinde Firdevs ile aynı şeyleri yaşayan binlerce kadın olduğuna inanmak istemiyorum.
Kesinlikle herkesin özellikle kadınların okuması gereken bir kitap.
Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir. Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm.
Bir fahişe ne kadar başarılı olursa olsun, tüm erkekleri tanıyamaz. Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
Yaşamak daha çok suç, daha çok yağma, sınırsız çapulculuk demekti. Yaşamı da, ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordum.