Elif Özel

Elif Özel
@ElifOzel23
Ah Nazan Bekiroğlu sen ne güzel yazıyorsun. Nasıl güzel bir kalemin var, hele o devrik cümlelerin, özenle seçilmiş kelimelerin, onları birbirine yakıştırman bir de hep kalbime dokunman... Nar ağacı...Seni ne kadar anlatsam ne söylesem duygularımı tam ifade etmiş olamam, bir şeyler eksik kalır. Her bunaldığımda, kaçmak istediğimde koşup sığındığım liman.. Yine boğazımda düğümle gözümde yaşla okuyup bitirdim. Hele ki gündemde bir taraftan savaş varken okumak, o zamanlar bu günden kat kat fazla yaşanan acıları hissetmek... Rabbim bir daha hiç kimseye böyle acılar, muhacirlikler, ölümler, kalımlar vermesin. Yazarla birlikte o fotoğraflara bakmak, bakarken o fotoğrafta kendine yer bulmak. Settarhanla, Zehrayla, İsmaille, Büyükhanımla ve tabi ki yazarımla o yolları adımlamak, yol almak, yorulmak, susamak, üşümek o kadar güzel bir yolculuktu ki. Hani diyor ya son bölümde romandan ayrılmanın acısına dayanamadığı için son bölümü eklediğini. Yolculuk hiç bitmesin istiyor insan... İlk defa filmini yapsalar diye düşündüm bir de okurken. Genelde film uyarlamalarının kitap kadar iyi olmadığını, hayal kırıklığı yarattığını biliyorum. Ancak Settarhan' nın, yaşadığı onca acıdan sonra Cemil kaptanın kayığına binerken yaşanan sahneyi, kayığa binerken göz göze geldiklerinde dayanamayıp gülüşünü dünya gözüyle görmeyi çok isterdim. Nar ağacı hakkında ne söylesem eksik kalacaktı..Sustum...🤎
Reklam
Galiba o şarkıyı dinlerken ağlamalıydık beceremedik Şimdi gözevlerimiz dolu nereye akıtacağımızı şaşırıyoruz Kırılmışlığımızın ortasında irtifa kaybedeceğimi bilmesem Saç tellerinden kapsülle zaman yolculuğu yapıp Bir kez daha demek için kalkıp geçmişe gelirim Ama söylediğin gibi geç kalmak için bile çok geç Galiba bunlardan hiç bahsetmemeliydim beceremedim Galiba sen bir bulutsun göbeğin kuşlara yuva Uzaklaştıkça güzelsin sesin melekler yankısı Zaten hangimiz neyi ilk defa kaybediyoruz ki Bak mesela ikimiz birbirimizi kaç kez kaybettik Kaç balık öldü akvaryumda kaç kez bu defa son dedik Biliyorum söylemiştin heves etmek için bile çok geç Galiba ben bir yağmurum yağmaktan çoktan vazgeçmiş Kalkarken arkamızdaki parkı yakmalıydık beceremedik Ali Lidar KIRIK
“Hayat bazen önüne çok zor bir seçenek koyar. Yapmak ya da yapmamak arasında gidip gelirsin. Bu batma ihtimali yüksek bir girişim de olabilir, seni reddetme ihtimali yüksek olan birine aşkını anlatmak da. Zaten kararın zorluğu da buradan gelir. Kaybedeceğin şey çoktur. Böyle bir durumda cevabını belirleyecek ana unsur, o şeyi ‘ne kadar istediğin’ olmalıdır. Zira insan geçmişine baktığında şunu görüyor genellikle; Bazen yanlış kararlar verdik ve yaptığımız şeyler için pişman olduk. Çok net. Bu pişmanlıklarımızın bazıları küçüktü, bazıları ise kocaman. Ama ne olursa olsun bu pişmanlıklarımız bir şekilde zamanla beraber geçti gitti. Çoğunu unuttuk bile. Çünkü zaman böyle bir şeydi. Alıp önüne götürüyordu ne varsa. En unutmam dediğiniz şeyler bile uçup gidiyordu nöronlarınızın arasından. Peki ya çok isteyip de yapmaya cesaret edemediklerimiz. İşte en büyük pişmanlıklar bunlardı. Nöronlarınıza batılı kalmış bir kıymık gibi varlığını sürdürecekti siz varolduğunuz sürece. Zaman bile silemeyecekti onu. İşte tam da bu nedenle, karar vermeden önce, o çok önemli soruyu sor kendine. Ne kadar çok istiyorsun! Eğer çok istiyorsan, git konuş bence:)” 🖤 Serkan Karaismailoğlu
“Böyle durduk yere mutsuzluk üretebildiğini göre, mutlaka bir yerde yanlış yapıyor olmalıydı. Ama mutluluk sınavını geçememek kabahati değildi belki de. Belki de doğuştan böyleydi. İllaki mutlu olmaya çabalamak daha uzun boylu olmaya çabalamak kadar beyhudeydi. Elif Şafak
Perdah
“Bir sen kendini eskisi gibi hatırlıyorsun Başka kapıları açmıyor söylediklerin Kendinden eksilttiklerini hayat koymuyor geri Dünle konuşuyorsun. Tüylenmiş öfken, için acımış Sıkıntı çoğaltmıyor kimseyi İzlerini siliyorsun kendini yinelerken Hatırlamaktan göremiyorsun şimdiyi Aldığın yaş katettiğin yola denk değil Dünyaya bunca acımasız gözlerin Kendine kapalı bir tek, Olgunlaşmadan çürüdüğünü bilmiyorsun. Bunca tükenmişken yıldızların gecene çekiliyorsun İçindeki koyu is, yağlı gölge Kırık hayal parçaları yenilemez gevşeyeni Yüzünün perdahında denediğin usturalar Geri getirmez seni bütün bunlar Herkes kötü, dünya fena Sonumuz geldi diye değil Öğrenmen gerekenleri Zamanında öğrenmediğin içindir” Murathan Mungan
Reklam