“Hevesli bir terzi olan Tess, dünyaca ünlü tasarımcı Leydi Lucile Duff Gordon tarafından Titanik’in trajediyle sonlanacak ilk seferinden önce işe alındığında şansının döndüğünü düşünür. Gemiye bindiklerinde Tess iki adamın dikkatini çeker: biri hayatın zorluklarını bilen, nazik bir denizci, diğeriyse gizemli bir milyonerdir. Ancak gemide geçirdikleri dördüncü gecede kötü kader Tess’e yetişecektir.
Titanik buz dağına çarptıktan sonra yaşanan kaos içinde,Tess bu iki adamın da yardımıyla bir cankurtaran filikasına binmeyi başarır. Ancak asıl hikaye buradan sonra başlayacaktır. Kaza sırasında bir filika bulup kurtulmayı başarmış Leydi Duff Gordon’ın tartışma yaratan hareketleri halk, gazeteler ve devlet tarafından mercek altına alınacaktır.
Tess başarılı bir terzi olma hayallerini gerçekleştirebilecek Duff Gordon’ın dengesiz halleriyle uğraşırken, diğer yandan denizci ve milyoner arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.”
Kitaba merakla başladım fakat okudukça sıkıldım, çok ağır ilerledi. Duff Gordon’un dengesizliği ve Tess’in kararsızlığı bir süre sonra baydı. Kitabın tek iyi yanı geminin batışında yaşananlarla ilgili pek çok şey öğrenmek. Okumayı düşünürseniz öyle çok sürükleyici bir hikaye beklemeyin derim.