"Cepheye giden gönüllülerin, kim için olduğu fark etmez her an savaşmaya hazır 'toplumsal durumunu yitirmiş [...] çılgınlar' olduğunu söylüyordu; onun nazarında 'köylülerden zorla para toplayan samur kürklü mantolar ve uzun etekli elbiseler içindeki - toplanan bağış, elbise kuyruklarının fiyatından daha düşük olan - bu kadınlar' kadar utanç verici bir başka şey yoktur; 'toplum mutluluğunu ancak, her insana açıklanmış iyilik yasasına noktası noktasına uymakla ulaşabileceğini biliyor' ve bu yüzden de 'kimsenin savaş istemesini, hangi amaçla olursa olsun, savaşın savunulmamasını' salık veriyordu."
"Ancak hayal gücü ve zeka bir arada bulunduğunda bu iş yürüyor. Bunlardan biri üstünlüğü ele geçirdiğinde, her şey boşa gitmiş oluyor. O zaman o ana dek yapılmış olanları bir yana bırakmak ve yeniden başlamak gerekiyor."
"Meleklere özgü bir ruhu yansıtan aydınlık gözleriyle bu yırtık pırtık giysiler içindeki, cılız, kirli çocukları gördüğümde, sanki boğulan insanlar görüyormuşum gibi bir huzursuzluk, bir korku duygusu beni sarıyor."