Turgenyev'in son eseri (1882).
Eserin ismi "Klara Miliç" olsaydı mı daha çok merak edip okurduk, yoksa "Ölüm(ün) Sonrası" mı? Birincisi editörün önerisi ve yazar da kabul ediyor. İkincisi ise yazarın eserine verdiği isimdir. Bu nedenle, Rus kaynaklarında eserin ismi genellikle После Смерти (Ölüm Sonrası) olarak, ya da bu ismin yanında mutarıza dahilinde Klara Miliç adıyla birlikte geçer. Derginin editörü -hep böyledir zaten- pazarlama kaygısıyla bu ismi önermiş olmalı. Keşke, Turgenyev razı olmasaydı! Bir taraftan da, Klara Miliç ismi, daha çok okunmasına vesile oluyor. Mesela, sitede 700 den fazla kişi tarafından okunmuş gözüken bu kitap, bizde de diğer ismiyle yayınlanmış olsaydı, istatistik 100'e düşerdi. Ben, yine de diyorum ki, editör hiç ağzını açmasaydı! Çünkü, parasal kaygı sanatsal (estetik/bedii) kaygının önüne geçmemelidir. Hüsn-ü zan etmek istemiyorum.
Povestin orijinal isminden hareketle edebi cerayanını tayin edecek olursak, bunun realizm olduğu konusunda hemfikir olmalıyız diye düşünüyorum. Ölüm ve ölüm sonrası yaşanabilecek duygular kadar realist, başka hangi konu olabilir ki?! Buna rağmen, gizemli veya mistik hikaye olarak değerlendirilmesi, beni vicdanen rahatsız etmekdetir. Rusları anlıyorum, iki yüz yıldır materyalizmin/ateizmin pençesinde inliyorlar. Biz bunları aşmalıyız. Rus eleştirmenler Turgenyev'in bu eserini "mistik povestler" periyoduna dahil ederler. Ben etmiyorum, onların papağanı mıyım, göklerden "hüküm" mü indirmişler de kabul edeyim!? Ölümü asla ve asla mistik konulara dahil etmem. Bazı kişiler 40 yaşını geçtikten sonra oruç tutmaya başlar, camiye namaza, teravihe gitmeye ve hatta bazıları elinde tesbih zikre başlar. Neden? Ölümün yaklaştığını bildğinden. Gençken ölmeyeceğini düşünür. İnsanın gafleti! Fakat, ben asıl şunu merak