Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde belirip sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
Kent beni kışkırtır
Ev beni ağırlar
Oda beni dinginleştirir
…
Gün gözümü alır
Akşam beni yatıştırır
Gece beni sarmalar
…
Yaşam bana sunuldu
Ad bana geçirildi
Beden bana dayatıldı
…
Uyanıklık beni yorar
Uyku beni dondurur
Uyanma bana saldırır
…
Topluluk beni bunaltır
Yalnızlık beni tutar
Delilik bana pusu kurar
…
Mutluluk önümde gider
Üzüntü beni izler
Ölüm beni bekler