Dorian Gray bize Victoria Çağını anlatırken geçen yıllara rağmen bugünden birçok şeyin bulunabildiği bir eser. Toplumun gözünün boyandığı anlarda ahlak erdeminin nasıl çöktüğünü bize gösteriyor. Bu durum günümüzde de maalesef aynı şekilde devam etmekte. 2000'lerin başında yapılan araştırmalarda insanların; yanlış bir davranışta bulunan güzel bir insanın (Buna cinayet de dahil.), dış görünüşünü beğenmediği aynı suçu işlemiş insanlardan daha az ceza almasını istedikleri görülmüştür. Bu kitap 130 yıl önce insanların güzelliğe olan hastalıklı zaaflarının bugünkü gibi olduğunu ve geçen 130 yılda insanların kendini bu hastalıktan kurtaramadığını acı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
SPOİLER
Kitap Dorian’ın portresinin yapılaması ile başlıyor. Kitabı okurken kahramanımız zaman içerisinde "Güzelliğin ve gençliğin" değerini ressam arkadaşı Basil'in istemeyerek tanıştırdığı Lord Henry sayesinde fark ediyor. Ve bunun üzerine kendi portresini kıskanmaya başlıyor. Kitabın başlarında iyi, saf, doğal olarak tasvir edilen karakterin gençlik ve güzellik uğruna ruhunu sattığına şahit oluyoruz. Dorian’ın tabloya olan hisleri sebebiyle Basil yaptığı tabloyu bıçak ile parçalamak istediğinde Dorian ona “Bu bir cinayet olur.” diyor. Fakat kitabın sonlarına doğru gördüğümüz ironi ile aslında resmin yok edilmemesinin cinayet olduğunu görüyoruz. Genç, güzel delikanlının saflığını yitirmesi kitabın içinde farklı objelerle de gösterilmiş. Örneğin; kitabın ilk sayfalarında Dorian'ın kokladığı, eline aldığı ve poz verirken yanında duran leylakların renginin mor ve beyaz olduğunu biraz daha ileriki sayfalarda öğreniyoruz. (Mor leylak aşkla ilgili saf duyguları simgelerken, beyaz leylak gençliğin masumluğunu simgeler.) Kitabın sonuna doğru ise bu çiçekler portrede ve gerçek hayatta soluyor. Bunun