Makam-ı Sükût
Bütün kapıları içerden vurdum,
Gönül, o amansız hevesten geçti.
Kendi gölgem ile bir pazar kurdum,
Ruh, o daraldığı kafesten geçti.
Ne bir renk avuttu, ne bir hoş koku,
Çözüldü varlığın o sıkı doku.
Ömrün hecesinde gizli her oku,
Fırlattım; ok yaydan, nefesten geçti.
Dünya bir aynaydı, kırıldı bin bir,
Ne içinde kibir, ne dışında kir.
Vuslat dedikleri o kutsal şiir,
Sözden, kelâmdan ve sesten geçti.
Kalmadı mülke, nesneye meyil,
Varlık dedikleri artık bir hayal.
Diz çöktü önümde koca bir menzil,
Yol bitti; yolcu o hevesten geçti.
Şimdi ne bir sızı, ne bir bekleyiş,
Bir büyük boşlukta en son titreyiş.
Hakikat denilen o sessiz işleyiş,
Canı can eyleyen kafesten geçti.
Elif Akdemir