Sonuçta hüzünle yalnız kalır insan, tam anlamıyla yalnız ve hatta yazıklanacak bir şey bile olmaz -hiç tam olarak hiç… Çünkü kaybolup giden her şey, hiçtir, aptalca, yuvarlak sıfır, yalnızca hayaldir!
Bu arada ruh hep başka şeyler diler ve ister! Ve hayalperest boş yere, kürleri karıştırır gibi eski hayallerini karıştırır, o küller de bir kıvılcım olsun bulmaya çabalar; onu üflemek, soğuyan kalbini canlı ateşi ısıtmak ve ondaki daha önceden tatlı gelmiş, ruhu huzursuz etmiş, kanı kaynatmış, gözlerden yaşlar akıtmış ve kendisini görkemli biçimde kandırmış ona şeyi tekrar diriltmek için!
Harika bir geceydi, belki de sadece gençken yaşanabilen gecelerden biriydi, sevgili okur. Gök öyle yıldızlıydı, öyle aydınlıktı ki, ona bakınca insan ister istemez kendi kendine soruyordu: B
öyle bir göğün altında huysuz ve kaprisli insanlar yaşıyor olabilir mi gerçekten? Bu da genç bir soruydu, sevgili okur, çok genç, tanrı böyle soruyu eksik etmesin yüreğinizden.
Çoğunlukla b ir k itaptan kurtulmak ona sah ip olmaktan daha zordur. K itaplar, sank i asla ger i dönemeyeceğ im iz b ir anın tanıkları g ib i, b ir iht yaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana. Oysa orada kalmaya devam ettikler i sürece onları b irb irler ne yamadığımızı zanneder iz. Üstler inde gün, ay ve yıl yazan sayısız k itap gördüm ben; g üzel b ir takv im oluşturur her b ir i. Başkaları ise ödünç vermeden önce adlarını yazarlar ilk sayfaya, teslim edecekler i k iş iy i defterler ine kayded ip b ir de tar h atarlar yanına. Tıpkı kütüphanedek ler g ib i damgalı k itaplar gördüm, yahut içler ne sah pler n in kartları yerleşt ir ilm iş olanlar. K imse b ir k itap kaybetmek istemez. B ir daha okumayacak olsak da başlığında esk i, belk i de kaybolmuş b ir duyguyu taşıyan b ir k itabı kaybetmektense b ir yüzük, saat veya şems iye kaybetmey i yeğler iz.