Uçan balıklar havada ancak çok kısa bir süre kalabilirler, sonra tekrar kendilerini suya bırakmak zorundadırlar. İzin verin de, ben de kendimi kendi deryama bırakayım.
Oğul... Senden kopmuş bir parçadır. O tıpkı kartal gibi: isterse kanat çırparak gelir, isterse uçup gider; biz ise, bir ağaç kovuğuna yapışmış yan yana duran iki kütük gibiyiz. Yerimiz değişmez. Senin için sadece ben, hayatının sonuna kadar değişmemiş olarak kalacağım. Sen de benim için öyle kalacaksın.
Ben ise düşünüyorum. İşte burada saman yığınının yanında yatıyorum... Vücudumun kapladığı daracık yer, geriye kalan boşluğun, benim bulunmadığım, benimle ilgisi olmayan boşluğun yanında o kadar küçük kalıyor ki! Yaşayabileceğim süre de, benden önce var olan, benden sonra da devam edecek olan, sonsuzlukla ölçülünce o kadar önemsiz ki! Buna rağmen, bu bedenin içindeki kan dolaşıyor, beyin çalışıyor, istekler doğuyor... Ne saçmalık! Ne boş şeyler!