Elif

Diyarbakır
Şehrin önlerine gelerek konaklayan Sultan Alp Arslan, bir süre şehrin surlarını hayranlıkla seyretmiş ve eski bir Türk geleneği olan davranışı sergilemişti: Uğur getirmesi için ellerin önce sur duvarlarına, daha sonra da göğse sürülmesi.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Romanos Diogenes'in Türklere karşı kazanma hayali
Öyle ki, muhaliflerinden Bizanslı müellif Mikhail Psellos, bu seferden dolayı Bizans tarafında yaşanan hayal kırıklığını, “… (İmparator) Zafer kazanmış gibi geri döndü. Fakat ne Medler’den ne de Persler’den (Selçuklular) bize ganimet getirdi. Tek bir şey onu tatmin etmekteydi; düşmanlarının üzerine yürümüştü. Böbürlenmek için ilk bahanesi bu oldu.” şeklinde nakletmişti.
Sayfa 157 - 1068-1069·Kitabı okudu
Alıntı
Ani
Sağlamlığı sebebiyle hiçbir hükümdarın kuşatmasına maruz kalmayan bu şehir, ilk defa Sultan Alp Arslan tarafından kuşatılıyordu. Daha önce hiç kuşatma görmemiş olan halk da Selçuklu askerlerini gördüklerinde onları tüccar zannetmiş ve, "Ne büyük kervan, ne çok tacir geldi." diyerek şaşkınlıklarını ifade etmişlerdi.
Sayfa 88 - Urfalı Mateos·Kitabı okudu
Alıntı
Neyse ki "Alp Arslan" ve "eyle" Türkçe
“Ey Allahım! Sultanü’l-muazzam, Şâhinşahü’l-azam, Melikü’l-Arap ve’l-Acem, Seyyidü’l-mülûki’l-ümem, Ziyâü’d-dîn, Gıyâsü’l-müslimin, Zâhirü’l-imâm, Kehfü’l-enâm, Adudü’d-devle, Tâcü’l-mille, Ebu’ş-şüca Alp Arslan Muhammed b. Davud, Burhanu Emîri’l-mü’minîn’i ıslah eyle."
Sayfa 71 - Alp Arslan adına Bağdat'ta okunan hutbenin başlangıç kısmından·Kitabı okudu
(Vezir) Amîdülmülk Kündürî’nin öldürülmesi şu şekilde gerçekleşti: Kündürî, oradaki bir mescide gidip iki rekât namaz kılmıştı. Daha sonra da korka korka mescidin arka tarafına giderek üzerindeki samur hırkayı çıkarıp gulâma verdi, almasınlar diye gömleğini ve pantolonunu yırttı. Çok geçmeden gulâmlar, iplerle geldiklerinde Kündürî onlara, “Ben boğulmak suretiyle öldürülecek fesatçı ve hırsız bir kimse değilim. Kılıçla öldürülmem beni daha çok memnun eder.” demişti. Ayrıca içinde bulunduğu durumdaki etkisi sebebiyle, cellâdı vasıtasıyla Nizâmülmülk’e şöyle seslenmişti: “Nizâmülmülk’e de ki: Türkleri divan erbabı ve vezirleri öldürmeye alıştırmakla ne kadar kötü bir iş yaptın! Başkası için kuyu kazan, kazdığı kuyuya kendi düşer.” Sultana ise şu sözlerin iletilmesini istemişti: “Sizin bana yaptığınız ne kadar mübarek ve güzel bir hizmettir! Amcan, üzerinde hüküm süreyim diye bu cihanı bana vermişti. Sen bana öteki dünyayı verdin ve şehitliği bana azık yaptın. O halde sizin hizmetiniz sayesinde dünya ve ahiret elde ettim.”
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı