“Söylesene,” dedi, “sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?”
“Mutlu biri elbette.”
“Yanlış,” dedi. “Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. (...)"
Odalar ıssızdı ama ortada zerre toz yoktu, mermer eşikten tozların geçemediğini sonradan anlayacaktım. Üstünde ne kadar gezinirsem gezineyim yerler daima tertemiz, masalar ışıl ışıldı. Küller şömineden kayboluyor, tabaklar kendi kendilerini yıkıyor, şömine odunları gece kendiliğinden tazeleniyordu.