(...) mimarlık, tüm kanatlar arasında, tüm organlarının kusursuzluğunun ve oranının üstünde ışıldadığı büyük bir hayvanı andırması bakımından, eskilerin "kozmos" yani şatafatlı dedikleri evrenin düzenini sağladığı uyumda yaratmaya, çok cesurca yaratmaya çalışan sanattır.
Gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepetaklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor.
Her çeviri bir yorumdur, kuşkusuz; tıpkı yazmak gibi.
(...)
Örneğin İtalyanca bir şiir Türkçeye üç kez çevrilirse o dilde üç kez yeniden yaratılmış olur.