Elif Karagöz

Bugün Müslümanlar, sanıyorum en çok İslami bilince sahip olmaya muhtaç görünüyor.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Halen, geçmişinde İslam'ı yaşamış olan ülkelerde Allah'ın bir ve tek olduğunu, İslam'ın Allah'ın indirdiği bir din olduğunu söylemek ucuzlamıştır. Bunu herkes kolayca söyleyebiliyor. Buna rağmen asıl zorluk, bu ifadenin gerektirdiği sonuçları kabul etmede ortaya çıkıyor. Günümüz Müslüman'ı, bu bakımdan bölmeli kafa yapısı taşıyor. O bir yandan Allah'a ve İslam'a inandığını iddia ederken bir yandan da İslam'la çelişen hükümlere kabulleri arasında yer verebiliyor.
Önümüze hedef diye konulan bir yığın sorunla uğraşmamız, bir yığın açmazı aşmamız isteniyor. Bu hedefin ne olduğunu bile bilmeden onu genel geçer doğru kabul etmemiz isteniyor. Böylece hedef diye gösterilen husus üzerinde tartışmak akla bile gelmiyor.
Günümüz insanının ulaşmak istediği hedefler arasında daha iyi bir dünyada yaşama özlemi ağırlıklı bir yer tutar. Fakat bu, daha iyi bir dünyanın muhtevasını teşkil eden unsurlar neler olabilir? Böyle bir sorunun cevabı olarak söylenecek hususlar genellikte şu klişelerle ifade ediliyor: Kimsenin kimseye haksızlık etmediği adil bir toplum düzeni; böyle bir toplumun üyeleri olan fertlerin, dilediğini kolayca elde edebileceği bir refah ortamı; huzur ve mutluluk ve bütün bunların hasılası olan konfor... Acaba insanın istediği farz edilen şeyler gerçekten bunlar mıdır? İstediği farz edilen hususlar sağlandığında acaba başka şeyler istemeyecek midir? İnsan, dilediği toplum düzeni içinde yaşıyor olsa bile ve buna rağmen hala başka "doyum" hedefleri aramayacak mı ve bu hususta başka hedefler ihdas etmeyecek mi?
Yeryüzüne anlamsız ve amaçsız biçimde fırlatılıp atıldığını sanan şu insan ne istiyor acaba? Hangi alışkanlık, onu, kendini ittiği bu açmadan kurtarır? Bu insanın, arayış içinde olduğu muhakkaktır. Başını taştan taşa çarptığı muhakkaktır.Fakat kendisine nimet olarak sunulan aklı nasıl yöneteceğini bilmekte midir? Onunla nereye kadar yoldaşlık yapacağını bilmekte midir? Onun sınır taşlarını bilmekte midir?