Hatırlama, Unutma ve Anlatı; Bazen eski bir fotoğraf , bazen eski bir arkadaş ya da bir köşede unutulmuş eski bir mektup, bize bir zamanlar olduğumuz o kişinin bambaşka bir yere gittiğini hatırlatır. Zira, orada, onların arasında oturan, ona değer veren, bunu seçen, şunu yazan o insan artık yoktur.
Rebecca SOLNİT
Ayrılık, Aşk ve Nefret Arasında
İnsan eylemleri için söz verebilir ama duyguları için veremez; çünkü bunlar sistem dışıdır. Kim ki birini sonsuza dek seveceğine ya da ondan nefret edeceğine ya da ona sadık kalacağına söz verir, gücünün ötesindeki bir şey için söz vermiş olur. Friedrich Nietzsche
Bu noktada Jessica Benjamin'in "karşılıklılık" ve "karşılıklı tanınma" kavramlarıyla yaptığı katkı dikkat çekicidir.
Benjamin'e göre gerçek bir aşk ilişkisi , tarafların birbirinin farklılığını kabul ettiği , ayrışmış iki öznenin bir arada var olabildiği bir sahada kök salabilir. Bu, yalnızca ötekinin varlığını tanımak değil , aynı zamanda onun ayrı, bağımsız bir iç dünyaya sahip olduğunu kabul edebilmek anlamına gelir. Diğerinin arzularının, sınırlarının ve kısıtlarının farkına varmak, idealize edilmiş birlik fantezisinin de ötesine geçmeyi sağlar. Böylece sevgi artık yalnızca bir bütünleşme değil, aynı zamanda bir ayrışma deneyimidir. Ötekini dönüştürerek değil, olduğu gibi tanıyarak ilişki kurma kapasitesi, hayal kırıklıklarına rağmen bağda kalabilme gücü, kusurlarıyla sevme yetisi, olgun sevginin de yapıtaşlarıdır.
Aşk daima bir yanlış anlaşılmadır.
Eğer aşkı, arzunun asla tamamlanamayacak doğasını kabullenerek, ait olmaya duyduğumuz özlemi yansımadan ama bir başkasıyla bütünleşmenin imkânsızlığını da göğüsleyerek anlayabilirsek, aşk derinleşip sevgiye yerleşebilir.