Bu noktada Jessica Benjamin'in "karşılıklılık" ve "karşılıklı tanınma" kavramlarıyla yaptığı katkı dikkat çekicidir.
Benjamin'e göre gerçek bir aşk ilişkisi , tarafların birbirinin farklılığını kabul ettiği , ayrışmış iki öznenin bir arada var olabildiği bir sahada kök salabilir. Bu, yalnızca ötekinin varlığını tanımak değil , aynı zamanda onun ayrı, bağımsız bir iç dünyaya sahip olduğunu kabul edebilmek anlamına gelir. Diğerinin arzularının, sınırlarının ve kısıtlarının farkına varmak, idealize edilmiş birlik fantezisinin de ötesine geçmeyi sağlar. Böylece sevgi artık yalnızca bir bütünleşme değil, aynı zamanda bir ayrışma deneyimidir. Ötekini dönüştürerek değil, olduğu gibi tanıyarak ilişki kurma kapasitesi, hayal kırıklıklarına rağmen bağda kalabilme gücü, kusurlarıyla sevme yetisi, olgun sevginin de yapıtaşlarıdır.