Sebille Bedford bir yerlerde şöyle yazmıştı: İnsan gençken kendini bir bütüne, insanlığın temel ilkelerine bağlı hissetmez, insan gençken bir sürü şey dener çünkü hayat bir genel prova gibi algılanır, perde gerçekten açıldığında değiştirilebilecek bir prova gibi. Ama gün gelir perdenin her daim açık olduğu kafasına dank eder. Sahnelenen, oyunun kendisidir.
Ağladım. Bunu görmek çok kötüydü, ama görülmek iyiydi. Sana yalan söylemeyen bir ananın önüne konması çok acı vericiydi, bu kadar iyi görülmesiyse çok iyi. Yıkılmış olanın etrafına yıkım yayması, bundan kaçabilmenin zor olması çok kötüydü. Babamın dediği gibi: Çocukken neler yaşadığımı keşke bilebilsen.
Acı çekmiş olan bir tek sen değilsin dedi, o da acı çekmiş, onun yerinde olmak, iki farklı hikâyenin ortasında kalmak, araya sıkışmış olmak da kolay değilmiş.