İnsanların arasına karıştığımız zaman da, sabırlı bir yönetmen gibi onlara oyunların kurallarını öğretmeliydik. İnsanlar, çok kötü oyun oynuyorlardı genellikle. Her şeyi ancak bir kere, o da prova yapmadan.
Bütün hayatını, sonunda oynayacağı büyük oyun İçin biriktirmişti.
Albayım, bir hayat koleksiyoncusuydu. Hayatının hiç bir bölümünü çöp kutusuna atmamıştı; bir gün lazım olur diye bir köşede saklamıştı.