Günümüzde radyo, sinema, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının iktidarın tekelinde bulunduğu yerlerde, sahte idoller yaratmak ve en alçak şekilde kitleleri yanıltmak için nasıl kullanılabileceğine şahitlik ediyoruz.Halkı yönetmek için artık kaba güç kullanmaya gerek kalmadı.Artık bunu "yasal yollarla",halk iradesine ket vurarak mitinglerle ucuz ve basit eğlencelerle,insanlar ve olaylar hakkında kendi hükümlerini vermek için gerekli düşünme zamanı ellerinden alınan,yorgun halk kitlelerine hazır "gerçekler"servis edilerek gerçekleştirmek mümkündür.
Şayet televizyon programını oluşturan küçük bir grubun mensubu değilse programın içeriğine müdahale edebileceğini düşünen birisi var mıdır?Kitle iletişim araçları olarak bilinen basın, radyo ve televizyon aslında kitle manipülasyon araçlarıdır.Bir tarafta program üreten ve az sayıda kişiden oluşan programcılar,öbür tarafta milyonlarca kişinin oluşturduğu pasif izleyici topluluğu vardır.
Okul,ancak güdümlü bir eğitim vermediği, eleştirel düşünce tarzını geliştirdiği,insanın manevi özgürlüğüne yer verdiği sürece kültüre katkı sağlar.Hazır ahlaki ve siyasi çözümler servis ve empoze eden okul, kültür bakımından bir barbarlık kurumudur.Böyle bir okul, özgür bireyler değil, köleler yaratır ve bu hâliyle medeniyete katkı sağlasa da kültürü geriletir.
Medeniyet, sürekli yeni ihtiyaçlar yaratarak,üstelik gereksiz ve fazlalık olan şeylere karşı ihtiyaç geliştirerek insan ve doğa arasındaki madde alışverişini yoğunlaştırma, haricî hayatı dâhili hayatın zararına teşvik etme gayesindedir."Sahip olmak için üretmek,israf etmek için sahip olmak."
Kazı çalışmaları sonucunda,belirli bir düzende dizilmiş veya belli bir amaca yönelik olarak yontulmuş iki taşa rastlarsak bunun uzak geçmişte yaşamış insanların ürünü olduğu sonucuna varırız.Bu aynı taşın yanında,taş aletten çok daha mükemmel olan insan kafatasına rastladığımızda ise bunun bilinçli bir varlığın tasarımı olduğunu varsaymıyoruz.Bu öylesine mükemmel kafatasının ya da iskeletin kendi kendine veya tesadüfen, yani bir aklın veya bilincin müdahalesi olmadan oluştuğunu farz ediyoruz.İnsanın Tanrıyı inkarı,bazen gerçekten de bir kapristen ibaret değil midir?