Keçi çobanlarından ayırdıklarına inandıkları kültürle gururlanan, bu yüzden de kendi ağızlarından “aşağılama” sözcüğünü duymaktan hoşlanmayan, dünyayı küçümseyip kendilerini her şeyden üstün gören, mutluluğu bulduğunu sanan, zorluklardan ve zahmetten kendini sakınan, ayağı tökezleyenle alay eden, çobanın olmadığı bir sürüye dönüşen, kurnaz, birbiriyle hem dalaşıp hem de hemen uzlaşan, keyfine düşkün insanlardır.
Buda, Sokrates, Aristo, Hz.İsa, Kant.. Bu düşünürler pek fazla hareketsiz kalmamışlardır. Ve bazıları, yani yürümeye gerçekten takıntılı olanlar etrafta yürüyüp dolaşmanın insanı sonunda başka yerlere, hakiki uzun yürüyüşe yönlendirebildiğini fark etmişlerdir. Nietzsche’nin Alplere yaptığı keşif de budur.