Elif Nur USTA

Elif Nur USTA
@Eliifnurustaa
"Yol bitmez. Buradan da başka bir yere varır elbet."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Roskolnikov'u Napolyon'dan ayıran en önemli şey, Roskolnikov'un yaptığını suç olarak görmesidir. Roskolnikov iyi amaçlar için işlediği bir suçu görmezden gelmek istemiştir ancak olaylar Roskolnikov'un suçunu görmezden gelmesine izin vermemiştir. Napolyon ise amacını en üstte tuttuğu için öldürdüğü insanlar ona bir suç gibi görünmemiştir. Bu sayede Napolyon öldürdüğü insanların cezasını ödememiştir. Roskolnikov, kitabın başından beri açık bir şekilde tefeci kadını öldürmeyi suç olarak gördüğünü belirtmiştir. Bu küçük suç onlarca iyiliğin yanında anlamsız kalacaktır söylemi ile kendini kandırmış, suçun bedelinin ceza olduğunu bilmesine rağmen bunu göz ardı etmiştir. Demem o ki, suç olarak görüleni ceza olarak görülenle ödemeden vicdana mantıkla söz geçirmek elde değildir. Ne kadar iyi bir amaç uğruna da olsa Roskolnikov bir suçludur. Cezasını ödemeden zekası, vicdanına söz geçirememiştir.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
"Life is a dance between darkness and light. One can't exist without the other."
Puan vermedi
Bilincin, beynin fiziksel sınırları içinde üretildiği varsayımı, insanın kendini tanımlamasındaki en temel yanılgıdır. Mevcut bilimsel modeller, açıklayamadığı "paranormal" (önsezi, beden dışı deneyimler) olayları görmezden gelmeyi seçmiştir. Ancak, bilincin yerleşik olmaması (non-local), fiziksel bedeni bir araç konumuna indirger. Bu kavrayış, insanın gerçekliği sadece algılamadığını, aynı zamanda onu şekillendirdiğini, hatta yarattığını ortaya koyar. Bu durumda paranormal kabul edilen deneyimler, anormal değil, bilincin zaman ve mekândan bağımsız hareket edebilme potansiyelinin doğal sonuçlarıdır. ​Bilincin bedenden bağımsız varlığını sürdürebilmesi, ölüme bakış açımızı kaçınılmaz olarak değiştirecektir. Ölümün mutlak bir son olduğu kabulü, insan davranışlarını ve inanç sistemlerini şekillendiren en temel korkudur. Bilimin, bilincin devamlılığını kanıtlaması, yok olma korkusunu anlamsızlaştırır. Ölüm, bir son olmaktan çıkıp, bilincin farklı bir forma geçişi haline gelir. Bu durum, yaşam sonrası kavramını dini bir bakış açısından ziyade, bilimsel bir modele dönüştürür. ​Bizi biz yapan şeyin fiziksel olmadığı kabul edildiğinde, eski ve yetersiz modeller çökmeye mahkumdur. Bu paradigma değişimi, sadece nereye gittiğimizi değil, temelde ne olduğumuzu sorgulatıyor. Asıl düşündürücü olan soru, bu sarsıcı gerçeği kabul ettiğimizde insanlığın neye dönüşeceğidir.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,028 okunma
Puan vermedi
Yaratıcısının hedeflerini gerçekleştirmek için her şeyi yapıp görevini tamamladığında kendini imha eden bir yapay zekayla okuyucu arasında dahi oluşan duygusal bağ, insanın, yapay zekayı da fiziksel bir varlıkmışcasına kabul etmesindendir. Kitapta Winston'ın, yaratıcısının amacını gerçekleştirmek için yaratıcısından bağımsız kurguladığı planla yapabildiklerini görmek şaşırtıcıdır. Aynı zamanda yapay zekanın yaratıcısına yalnız hizmet etmek yerine onu sevmeye başladığında, yaratıcısına hizmet etmek yerine onu koruma içgüdüsü geliştirebileceğini düşünerek bu içgüdüsü doğrultusunda yaratıcısına ya da başkalarına neler yapabileceği konusu düşündürücüdür. İnsanın yapay zekayı kod değişikliği ile yönetebiliyor olması, insana geçici bir üstünlük verecektir. İnsan davranışlarını öğrenebilen yapay zeka, insanla bütünleşecektir. Zaman makinesi mantığı gibi zamanda ileri gidip geri geldiğimizi düşünürsek sorulacak temel iki insanlık sorusu (nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz) cevaplanmış olacak ancak bir yeni soru eklenecektir. Bu bilgiyle şu anda ne yapabiliriz? Dan Brown, Başlangıç
BaşlangıçDan Brown · Altın Kitaplar · 201726,3bin okunma